İnsanlara verilen akıl ve düşünme nimeti, tefekkürün önemi ve ibadet olarak değeri anlatılmaktadır. İnsanlık doğru düşünmenin yollarını aramaktadır.

Allah’ın (cc) insanlara en büyük nimetlerinden biri akıl ve onunla düşünme yeteneğidir. Sıkıntısı olanlara bu nimetin verilmediği belirtilmiştir.
Rabbimiz, bu nimetin nasıl kullanılacağını da bize öğretmiştir. El-Haşr suresi 22. ayette; “Eğer, biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu Allah korkusundan baş eğerek parça parça olurdu. Bu örnekleri insanlara öğüt olması için veriyoruz.” denilmektedir.
Muhammed (s.a.v.) de; “Onlar Kur'an'ı tefekkür etmiyor mu? Yoksa kalplerinin üzerlerine kilit mi vurulmuş?” buyurmuştur. Rabbimizin merhametine bakılırsa, akıl nimeti ile nasıl kullanılması gerektiği de gösterilmiştir.
İnsanlar derin derin düşünceler ederek, şu soruları kendilerine sorabilirler; Bu cihana nereden geldik? Niçin yaratıldık? Bu cihan nedir? Kimindir? Kimin mülkünde yaşıyoruz? Nasıl yaşamalıyız? Nasıl düşünmeliyiz? Yolculuk nereye? Bu misafirhanenin hikmeti nedir? Hayat fani ise, buna hazırlık nasıl olmalı? Bu ve benzeri sorular çoğaltılabilir.
Vahye dayalı aklın ilk cevabı; “Senin bir yaratıcın vardır. O tektir. Güç ve kudret sahibidir. Bizi sürekli görür. Gönderdiğim kitap ve peygamberlere uy. Hem dünya hem de ahiret saadetine ulaş.” şeklindedir.
“İnandık ve iman ettik. Ya Rabbi.” diyerek, neyi ve nasıl düşüneceğimizi öğrendik. İnsanlık bu değerleri kaybettikten sonra arayış içine girdi. Bu durum, anlaşılan sorunun büyüklüğünü gösterdi. Peygamber (s.a.v.) buyuruyor ki; “Rabbim, bana sükutumun tefekkür olmasını emretti. Size de tavsiye ediyorum. Allah’ın (cc) yarattıkları üzerinde tefekkür edin. Tefekkür bir ibadettir.”
Allah (cc), kullarını cennete koymak için vesileler yaratmıştır. Bu vesilelere sarılmak gerekir. Ebu’d Derda (r.a.) şöyle der; “Bir saat tefekkür, kırk gece nafile ibadetten üstündür.” Bu, tefekkürün, ibadetlerde huşu ve huzur getirdiğine işaret eder. Bu hal de Allah’a (cc) yaklaştırır.
Bişr-i Hafi (r.a.)’ya tefekkürün faydaları sorulunca, “Allah’ın (cc) azameti hakkında tefekkür etseler, ona isyan edemez ve günah işleyemezlerdi.” yanıtını verir. Bu da tefekkürün en büyük faydasıdır.
Son olarak, duamız; “Ya Rabbi, seni tefekkür eden, peygamber (s.a.v.) ve sahabe yolu ile sana ulaşan, ehli sünnet alimleriyle mahşerde buluştur.” şeklindedir.