SON DAKİKA
Reklam yükleniyor...
Ana Sayfa/Güncel/Toprağımızı Vermiyoruz Platformu Meclis önünde tepkisini dile getirdi: 2026 bütçesini kabul etmiyoruz

Toprağımızı Vermiyoruz Platformu Meclis önünde tepkisini dile getirdi: 2026 bütçesini kabul etmiyoruz

Toprağımızı Vermiyoruz Platformu üyeleri, TBMM önünde yaptığı açıklamada 2026 bütçesine karşı çıkıp, yaşam ve doğayı öncelik alan bir bütçe talebinde bulundu. Çevrecilerin sesini duyurdu.

Toprağımızı Vermiyoruz Platformu Meclis önünde tepkisini dile getirdi: 2026 bütçesini kabul etmiyoruz
Reklam yükleniyor...

Toprağımızı Vermiyoruz Platformu Meclis önünde seslendi: 2026 bütçesini kabul etmiyoruz

TBMM Dikmen Kapısı önünde yapılan açıklama

Toprağımızı Vermiyoruz Platformu temsilcileri, yarın TBMM Genel Kurulu'nda görüşülecek olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın bütçesine ilişkin dikmen kapısı önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, iklim krizinin ciddiyetine dikkat çekilerek doğayı yoksayan, kentleri ve kırsalı sermayenin çıkarlarına teslim eden 2026 bütçesinin kabul edilmediği, yaşamı, halkı ve doğayı öncelik alan bir bütçenin mümkün olduğu ifade edildi.

Herkesi, rant yerine toplumsal adaleti esas alan ekolojik bir bütçe için sorumluluk almaya çağrılarak, çevre ve yaşam savunucuları toplandı. Toplantıya CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, CHP Bursa Milletvekili Orha Sarıbal ve DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın destek verdi. Basın açıklaması sırasında çeşitli sloganlar atıldı: 'Sermayeye değil halka bütçe', 'Betona değil yaşama bütçe', 'Ormanlar, nehirler sermaye değiller', 'İklimi değil sistemi değiştir', 'Toprağımı, ormanımı, suyumu madene vermem', 'Havama suyuma toprağıma dokunma'.

Yaşam hakkını savunan açıklama

Yapılan açıklamaya, yaşam hakkı savunucusu Halime Şaman katılarak, Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay'ın vefatını anıp başsağlığı diledi. Şaman, bütçenin rakamdan çok yaşam alanlarına dokunan kararların aktif olması gerektiğine işaret ederek, bu nedenle toplanıp söz almak istediklerini söyledi.

Eskişehir Doğa ve Yaşamı Koruma Platformu temsilcisi Cevat Aydemir ise, yarın Meclis'te görüşülecek bütçenin iklim krizinin hızla yaklaştığı, doğanın talan edildiği ve kentlerin yaşanmaz hale getirildiği bir dönemde, halk ve doğayı gözetmeyen sermaye politikasını sürdürdüğünü belirtti. Aydemir, bütçenin ulaşan rakamlarının, inşaat ve konut müdahalesine ve tarım alanlarının betona gömülmesine hizmet ettiğinin altını çizdi. Ayrıca, bakanlığın bütçesinin kamusal ihtiyaçların değil müteahhitlerin taleplerine göre düzenlendiğine dikkat çekti.

Rezerv yasasıyla sağlanan acele kamulaştırmaların, arazilere ve evlere el koymaların, kira yardımlarının yetersiz olması ve afetler sonrası sorumluların cezalandırılmaması gibi uygulamaların iktidarın barınma politikasını gösterdiği söylendi. Ayrıca, deprem sonrası ölümler, hukuksuzluklar ve yasal düzenlemeler eleştirildi. Yık-yap politikası ve afet bütçelerinin rant artsın diye kullanıldığı dile getirildi. Doğal varlıklara zarar veren projelerin, ekoloji ve toplum sağlığına etkilerinin göz ardı edildiği anlatıldı.

Çevresel ve iklim politikaları

ÇED süreçlerinin yetersizliği ve şirketlerin faaliyetlerine devam etmesi ile ilgili sorunlara değinildi. Enerji, maden ve inşaat projelerinin çevresel etkilerinin denetlenmesine ayrılan bütçenin kısıtlandığı bildirildi. Ayrıca, maden ve enerji şirketlerinin doğa talanını teşvik eden yasa ve ruhsatların artırıldığı vurgulandı. Mevcut politikaların, doğayı ve ekosistemleri korumaktan uzak olduğu ifade edildi.

İncelenen bütçede, iklim krizi ile mücadeleye ayrılan payın sadece yüzde 0.5 olduğu ve bu oranın, iklim sorunlarının ciddiyetini göstermediği belirtildi. Bütçenin, iklim politikalarının yerine, ekonomik çıkarlar ve piyasa odaklı bir sistemin devamını desteklediği kaydedildi. Bütçede doğa ve yaşam alanlarının korunması yerine, inşaat ve enerji projelerine öncelik verildiği açıklandı.

Herkesin sorumluluk alması çağrısı

İklim krizinin aciliyetine dikkat çekilerek, doğa ve yaşam alanlarını sermayenin değil herkesin ortak mirası olarak gören politikaların benimsenmesi gerektiği vurgulandı. Beton kentler yerine, iklim krizine ve afetlere dayanıklı yeşil alanlar oluşturulması önerildi. Kaynakların, gösterişten uzak, gerçek dönüşüm projelerine aktarılması çağrısı yapıldı. Ayrıca, vergi ve teşvik sistemlerinin değişmesi ve zarar veren uygulamaların sona ermesi istendi. Doğayı, emeği ve yaşamı koruyan, rant yerine toplum odaklı adil bir ekolojik bütçe talep edildi."

Etiketler:

çevresistem-eleştirisiiklimekolojibütçe
Reklam yükleniyor...