TBMM Genel Kurulu, Libya'da konuşlu Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının görev süresinin 2 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresini kabul etti. Oylama sonucu ve tartışmalar detaylandırıldı.

(TBMM) - Libya'da konuşlu TSK unsurlarının görev süresinin 2 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi TBMM Genel Kurulu'nda görüşülerek kabul edildi. Tezkereye AK Parti, CHP, MHP, Yeni Yol Partisi ve İYİ Parti "evet" oyu verirken DEM Parti "hayır" oyu kullandı.
TBMM Genel Kurulu'nda Libya'da konuşlu TSK unsurlarının görev süresinin 2 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresinin görüşmelerinde, Yeni Yol Grubu İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya şu ifadeleri kullandı: "2021 yılının Ekim ayından bu tarafa maalesef Akdeniz'de henüz bir NAVTEX ilan edilemedi. Yani Akdeniz'de hidrokarbon yataklarının varlığı ortada, Akdeniz'in önemi ortada ve Akdeniz'de biz bayrak göstermez isek 2026 yılının 1 Ocağı itibarıyla Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında Avrupa birliğine üye yapılan Güney Kıbrıs Rum cumhuriyetinin bir anlamda Akdeniz'deki etkinliğinin artmasına sebep olabiliriz. Dolayısıyla, bu dönemi doğru bir şekilde geçirmek zorundayız."
İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun ise son yıllarda Türk dış politikasında hedefsiz ve yönsüz bir sürüklenme yaşandığını belirterek, iktidarın Türkiye'nin geleneksel dış politikasıyla bağdaşmayan yanlış tercihleri ve kurum dışından yapılan siyasi atamaların bu duruma yol açtığını dile getirdi. Ergun şöyle devam etti: "Başta Dışişleri Bakanlığımız olmak üzere, cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana devlet kurumlarımız liyakat, disiplin ve hizmet anlayışıyla politika üretmiştir. Ancak, son yıllarda bu anlayış yerini partizanlığa ve keyfî uygulamalara bırakmıştır. Siyasi kadrolaşma kamu yönetiminde liyakat ilkesini zayıflatmıştır. Dış politika disiplinine sahip deneyimli diplomatların göz ardı edilmesiyle, diplomatik kapasite belirgin şekilde zayıflamış ve dış politika belirsizlikler ve kısa vadeli uygulamalar içerir hale gelmiştir. Dış politikanın süreklilik ve deneyim gerektirdiği unutulmamalıdır. Meslek disiplininden uzak, partizanlık ve siyasi sadakat temeline dayalı kadrolar devletleri yanlış kararlara sürüklemiştir. Güçlü kurumlarla sadece güçlü liderlikle değil, dış politikada kalıcı başarı sağlanabilir."
Dış politikanın iç politika aracı haline getirilmesinin millî menfaatler açısından tehlikeli olduğunu belirten Tan, dış gelişmelerin iç siyasette propaganda malzemesi yapılmaması gerektiğini vurguladı. Tan, "Devlet geleneklerimiz böyle olmuştur, ancak mevcut iktidar bu anlayışı terk etmiştir. Devlet ve millet menfaatleri siyasi çıkarların gerisinde kalmamalıdır. Dış politika uzlaşma zemini olmalı, millî menfaatler ortak payda olmalıdır. Yeniden ortak akla dönmek, liyakatli kadrolarla kurumları güçlendirmek ve dengeli, itibarlı bir dış politika inşa etmek gerekir. Diplomasi bilgi, sabır ve tutarlılık ile yürütülür, hamaset ve kutuplaşma yerine diyalog esas olmalıdır. Güven ve tutarlılık önemlidir; uluslararası hukuk ilkeleridir ve bu anlayışla hareket eden Türkiye bölgede denge unsuru olur."
CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan ise, iki yıl önce yaptıkları oylamada "hayır" dedikleri tezkereye, bugün CHP'nin taleplerine yaklaşması nedeniyle "evet" diyeceklerini belirtti. Tan, "İki yıl önce Libya'da Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının bulunması hususunda 'hayır' oyu kullanmıştık. Ancak, bazı olumlu gelişmeler gözlemliyoruz. Önceki itiraz noktamız, askerimizin çatışma tarafları arasında açık şekilde konum almasıydı. Şimdi ise, taraf tutmak yerine, ara bulucu konumuna geçiş arayışını görüyoruz. Hala sorunlar devam ediyor, ancak yarın Libya'da barış ve diyaloğun sağlanması, askerimizin güvenliği ve sağ salim dönüşü şartıyla 'Evet' diyoruz. Bu desteğin, politikalarınızın belirsizliği ve yanlışlıklarının sonucu olduğunu biliyoruz."
Tan, tezkerenin 22 Aralık tarihine rast geldiğini belirterek, 1914 yılında Sarıkamış Harekâtı'nın başladığı günle aynı döneme geldiğine dikkat çekti. Tan, "O zamanlar evlatlarımız Yemen çöllerine gönderiliyordu, şimdi Libya ve Orta Doğu ülkelerine askeri gönderiliyor. Libya'daki askerî birliklerimiz çatışmalara girmese de, tam güvenli değiller. Olası kayıplarda, sizden hesap soracağız," diye konuştu. Ayrıca, 2020 yılında İdlib'de garnizonun Rusya ve Esed güçleri tarafından saldırıya uğradığını, 34 askerimizin şehit edildiğini ve Türkiye'nin tepki gösteremediğini ve Suriye'den alınan başarısız sonuçları anlattı. Tan, "ABD ve Orta Doğu’da etkili güçler bölgede planlarını sürdürüyor, biz ise yerli ve milli durmadık. Suriye’de kayıplar ve terör olayları devam ediyor, çocuklar ölüyor. Bu politikanızın sonucunu halkımıza nasıl anlatacaksınız?" diye sordu.
Libya'daki karanlık işlerin farkında olduklarını belirten Tan, kamuoyunda 'Laleli çamaşırhanesi' olarak bilinen skandal dosyanın Libya vatandaşları üzerinden dönen kara para trafiğini ortaya koyduğunu ve Türkiye’nin gri listeye girme riski taşıyan bu kara para aklama faaliyetlerini gözler önüne serdiğini ifade etti. Tan, "Libya vatandaşlarının petrol gelirlerinden yatırılan kazançların, Türk bankacılık sistemine pos cihazları ile usulsüz şekilde giriş yapıldığını ve milyonlarca doların kaçırıldığını gösteren bilgiler var. Bu operasyonlar sadece Libya ile sınırlı değil ve Somali gibi ülkelerde de benzer işler yapılıyor. Kuzey Kıbrıs'ta da organize suç örgütleri ve leke bırakan olaylar yaşandı, bunu ortaya çıkaracağız."