Türkiye Belediyeler Birliği genel sekreteri Yıldız, resmi nüfusun hareketlilikleri yansıtmadığını ve hizmetlerin gerçek ihtiyaçlara göre planlanması gerektiğini vurguladı. Çalıştayda bu konu tartışıldı.

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) turizm, sanayi ve tarım bölgelerindeki kentlerin gerçek nüfusunun resmi nüfuslardan çok daha büyük olduğunu ifade ederek, "Statik nüfusa göre hesaplanan bütçeyle dinamik nüfusa göre hizmet üretiyoruz. Oysa belediyelerimizin gelir dağılımında esas alınan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, bu hareketliliğin hiçbirini görmüyor. Bu nedenle hizmet maliyetleri gerçeği yansıtmıyor, kaynak dağılımı belediyeler arasında adaletsizleşiyor, turizm, sanayi ve tarım bölgelerinde yoğun bir finansman baskısı oluşuyor, belediyelerin geleceğe yönelik planlama kapasitesi zayıflıyor" dedi.
TBB tarafından, "Dinamik Nüfus ve Belediye Bütçeleri: Hizmet Yükü-Kaynak Dengesizliği ve Adil Finansman Modelleri Arayışı" başlıklı çalıştay düzenlendi.
TBB Genel Sekreteri Yıldız, burada yaptığı konuşmada, belediyeler için ölçülebilir, izlenebilir ve uygulanabilir bir finansman modeli fikri oluşturmak, dinamik nüfusun hesaba katıldığı yeni bir kaynak dağıtım anlayışı ortaya koymak ve politika yapıcılar için güçlü, gerçekçi, iyi temellendirilmiş bir yol haritası hazırlamak amacıyla çalıştayın düzenlendiğini ifade etti.
Yıldız, "Bugün burada sadece teknik bir finansman meselesini konuşmak için toplanmış değiliz. Türkiye'nin tüm şehirlerinin gündelik hayatına dokunan, belediyelerimizin hizmet kapasitesini zorlayan, vatandaşlarımızın yaşam kalitesini doğrudan etkileyen çok katmanlı bir meseleye hep birlikte çözüm arıyoruz."
Hepimiz sahada aynı gerçeği yaşıyoruz: Kentlerin gerçek nüfusu, resmî nüfustan çok daha büyük. Bodrum’da yaz aylarında nüfus 5-6 katına çıkıyor. İzmit’te gece 370 bin olan nüfus gündüz neredeyse 1 milyona ulaşıyor. Anamur’da tarım sezonunda geçici nüfus bir ay içinde yüzde 40 artabiliyor. İstanbul’un bazı ilçelerinde gündüz nüfusu, gece nüfusunun 10 katına çıkabiliyor.
Sorun açıktır: Statik nüfusa göre hesaplanan bütçeyle dinamik nüfusa göre hizmet üretiyoruz. Oysa belediyelerimizin gelir dağılımında esas alınan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, bu hareketliliğin hiçbirini görmüyor. Bu nedenle hizmet maliyetleri gerçeği yansıtmıyor, kaynak dağılımı belediyeler arasında adaletsizleşiyor, turizm, sanayi ve tarım bölgelerinde yoğun bir finansman baskısı oluşuyor, belediyelerin geleceğe yönelik planlama kapasitesi zayıflıyor. Bugün burada temel amacımız, işte bu çelişkiyi tartışmaya açmak; gerçek nüfusu, gerçek ihtiyacı ve gerçek maliyeti esas alan yeni bir yerel finansman modeli tasarlamanın adımlarını birlikte atmak."
“Bugünün gerçekliği bütçeden ayrılan payın yeni bir yöntemle hesaplanmasının kaçınılmaz olduğunu gösteriyor”
Anayasamız, yerel yönetimlere üstlendikleri görevlerle orantılı gelir kaynakları sağlanacağını açıkça hükme bağlıyor. Bugün belediyelerimizin gelir yapısı iki temel unsurdan oluşuyor: Genel bütçe vergi gelirlerinden aktarılan paylar ve belediyelerin kendi öz gelirleri. Öz gelirler vergi, harç, katılma payları, ücretler, kira ve çeşitli teşebbüs gelirlerinden oluşuyor. Genel bütçeden ayrılan paylar Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından tahsil edilip belediyelere aktarılırken, öz gelirler doğrudan belediyeler tarafından toplanıyor. Bu yapı bize çok net bir şeyi söylüyor: Yerel yönetimlerin mali gücü hem merkezi yönetimden gelen transferlere hem de kendi kaynaklarını yaratma kapasitesine bağlıdır. Ancak bugünün kent gerçekliği genel bütçeden ayrılan payın yeni bir hesaplama yöntemi ile yapılanmasının kaçınılmaz olduğunu gösteriyor: Nüfus hareketliliğini esas alan bir finansman yaklaşımı.
Türkiye Belediyeler Birliği, 1945’ten bu yana yerel yönetimlerin güçlenmesi, kaynaklara adil biçimde erişmesi ve vatandaşlarımıza en yakın hizmet noktası olan belediyelerimizin desteklenmesi için çalışan köklü bir kurumdur. Bugün de aynı kararlılıkla, belediyelerimizin karşı karşıya olduğu en kritik meselelerden birini odağımıza alıyoruz: Statik nüfusa göre kurgulanmış bir gelir sistemiyle, dinamik bir nüfusa hizmet sunma çelişkisi.
“Şehirler sadece kayıtlı nüfus rakamlarından ibaret değildir”
Artık hepimiz biliyoruz ki şehirler sadece kayıtlı nüfus rakamlarından ibaret değildir. Bugünün kentleri; hareket eden, geçici olarak konaklayan, çalışan, üreten, seyahat eden ve ziyaret eden çok katmanlı bir insan akışına ev sahipliği yapmaktadır. Bu gerçeklik hem hizmet yükümüzü artırmakta hem de finansman yapımızı yeniden düşünmeyi zorunlu kılmaktadır. Yaşadığımız sorun, sadece mali bir dengesizlik değildir; hizmet kalitesini, hizmet eşitliğini, vatandaş memnuniyetini, stratejik planlamayı ve kriz dönemlerindeki dayanıklılığı doğrudan belirleyen bir yönetim kapasitesi meselesidir. Hepimiz biliyoruz ki adaletli, sürdürülebilir ve uygulanabilir bir yerel finansman modeli ancak hepimizin ortak katkısıyla mümkün olabilir."
"Oy tercihinden ötürü vatandaş cezalandırılıyor"
Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, yaz aylarında nüfusun 5–6 kat artmasının zabıta ve temizlik hizmetleri üzerindeki etkilerine ve bütçe yetersizliğine ilişkin yaptığı konuşmada, şunları kaydetti: "Turizm kentlerinin yaşadığı en büyük sorun, ki 2014 yılında aslında Turizm Bakanlığı'nın bu doğrultuda büyükşehir yasası değiştikten sonra turizm niteliği taşıyan kentlere yönelik ek bütçeler yapma tasarrufları vardı fakat 2015 seçimi sonrası turizm bölgelerinin büyük çoğunluğu muhalefetin kazandığı bölgeler olunca hep yaşadığımız o finansal cezalandırma ve terbiye etme yöntemini benimsemeye ve kullanmaya devam ediyorlar. Aslında ben her zaman şöyle bakıyorum; bu tip yaptırımlarda cezalandırılan ben olmuyorum yönetici olarak. Ben ter döken oluyorum. 34 yaşında hipertansiyon hastası olan oluyorum ama günün sonunda bunun yansıması doğrudan vatandaş oluyor. Yani oy tercihinden ötürü vatandaş cezalandırılıyor."
"Benim yerleşik nüfusumla dinamik nüfusu arasında 20 kat fark oluyor"
Çeşme, kış aylarında 51 bin nüfuslu bir kent. Fakat yaz aylarında dönüşümlü olarak yaklaşık 1 milyon nüfusa ulaşmaktadır. Yani benim yerleşik nüfusumla dinamik nüfusu arasında 20 kat fark var. Bu da elbette ki 20 kat hizmet farkı gerektiriyor. Ödenek olarak değişkenlik gösteriyor. Aylık ortalama 10,5 milyon lira genel bütçe gelirimiz var. Çeşme ise turizmde önemli bir kent olup, sezonluk nüfus artışlarına ve çöp atık ton farklarına göre finansal ihtiyaçlar oldukça yüksektir. Yaz aylarında günlük plaj kullanım oranları ve temizlik hizmetleri, yetersiz bütçeler nedeniyle sıkıntıya giriyor. Sezonluk personel alımı yasaklanmış olup, yıl boyunca ekiplerin durumu ve kiralar da olumsuz etkilenmektedir.
"Kimse Çeşme'de ikamet etmeyi tercih etmiyor"
Temizlik personeli bulmakta güçlük yaşanıyor ve çalışanlar genellikle masa başı işleri tercih ediyor. Bu durum, hem personel bulunmasını zorlaştırıyor hem de kalifiye personel geliri ve kiralara yansıyor. Yıl boyunca her ne kadar hizmetler en iyi şekilde sağlanmaya çalışılsa da, personel eksikliği ve yüksek maliyetler nedeniyle sorunlar devam ediyor. Bu nedenle, belediyelerin kendi nüfuslarına değil, dinamik nüfuslarına göre değerlendirilmesi gerekiyorsa da bu konuda adaletli bir çözüm arayışının sürdüğü belirtiliyor.