Beyşehir Gölü, kuraklık ve iklim değişikliği nedeniyle ciddi sorunlar yaşıyor. Gölün durumu kritik ve su kaybı devam ediyor. Önlemler alınması gerekiyor.

Konya’da bulunan ve Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü unvanını taşıyan Beyşehir Gölü, kuraklık nedeniyle zor günler geçiriyor. Gölü besleyen kaynaklar kurumakla karşı karşıya kalmış olup, iklim değişikliği ve yağış azlığı gölü kırılgan hale getirdi. Su seviyeleri düştü, göl alanında su çekildi ve suyun üzerinde yürüyüşler yapılıyor. NEÜ Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Pınar, Beyşehir Gölü gibi önemli su kaynaklarının korunması için önlemler alınmasının gerektiğine vurgu yaptı.
Prof. Dr. Pınar, “Evimizdeki musluk suyunu kullanırken bile Beyşehir Gölü’nü düşünmemiz gerekiyor” diyerek, yağış düzensizliği ve niteliğindeki değişikliklere dikkat çekti. “Eskiden yoğun kar yağışı alan bölgelerde now kar yağışı azalırken, hatta dağlarda kar bile görülmüyor” şeklinde konuştu. Göle yakın Anamas Dağları’nda yüksek kar yağışları olurken, karların erimesiyle göle akan birçok dere ve akarsu bulunuyor. Ancak, kar yağışındaki azalma ve 8-10 yıldır devam eden yağış eksikliği nedeniyle göl beslenmesi zayıfladı. Yağmur ara ara olsa da bu yeterli olmuyor. Yer altı suyunu besleyen kar yağışının azalmasıyla göl kaynakları kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Devlet tarafından yapılan küçük göletler ve sulama amacıyla kullanılan derelerin, göl ortamına ulaşmasını engellediği ifade ediliyor. Konya sınırları içindeki göletler, tarım alanlarını sulama amacıyla yapılıyor ve bu durum, göl yüzeyinde buharlaşma ile su kaybını artırıyor.
Prof. Dr. Pınar, yağışlarda yaşanan büyük değişikliklere dikkat çekerek, “Eskiden kış aylarında kar getiren yağışlar artık görülmüyor, bu da göllerin beslenmesini engelliyor. Beyşehir ve Eğirdir göllerinde de aynı sorunlar yaşanıyor. Göletlerin ve yeraltı sularının aşırı kullanımıyla doğal denge bozuldu ve kuraklık kaçınılmaz hale geldi” dedi. Dağlarda kar birikmediği için, karın eriyip gölleri beslemesi mümkün olmuyor. Yüksek alanlarda karların az olması ve göl tabanlarından sızma ve üstten beslenmenin olmaması nedeniyle göl yüzeyleri kuruma riskiyle karşı karşıya. Özellikle Beyşehir’in Isparta yoluna bakan yamaçları, dalgaların az olduğu bölgelerde kuruma belirtilerini daha net gösteriyor. Gezegen ölçeğinde ya da bölgesel olarak, gölleri koruma konusunda ciddi adımlar atılması gerektiği belirtiliyor. Yeraltı suyunun aşırı kullanımına ve yanlış politikaların sürdürüldüğüne dikkat çekildi. Yıllardır sık sık sulama yapılan, şeker pancarı, ayçiçeği ve mısır gibi ürünlerin çeşitli devlet destekleriyle yetiştirildiği tarım alanlarında, yeraltı suyu sürekli kullanılıyor ve azalıyor. Bu sorunların doğal olumsuzluklardan bağımsız olarak, insan kaynaklı yanlış politikalarla daha da kötüleştiği ifade edildi.