SON DAKİKA
Reklam yükleniyor...
Ana Sayfa/Güncel/Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Şahan: Birbirimizi suçlamak değil, hakkımızı savunmalıyız

Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Şahan: Birbirimizi suçlamak değil, hakkımızı savunmalıyız

Şişli Belediye Başkanı Şahan, sosyal medya paylaşımında demokrasi, hak ve özgürlükler için dayanışmayı ve vicdanlı duruşu vurguladı. Hukuki ve siyasi süreçleri değerlendirdi.

Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Şahan: Birbirimizi suçlamak değil, hakkımızı savunmalıyız
Reklam yükleniyor...

Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Şahan: Birbirimizi suçlamak değil, hakkımızı savunmalıyız

İSTANBUL - "Kent uzlaşısı" gerekçesiyle tutuklanan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, "Biz bu ülkeyi korkuyla değil, vicdanla büyüttük. İnkarla değil, yüzleşmeyle ayakta tuttuk. Dışlayarak değil, yan yana durarak var ettik. Bugün ihtiyacımız olan şey; birbirimizi suçlamak değil, birbirimizin hakkını savunmaktır. Çünkü demokrasi yalnızca sandık günü değil; milli iradeye sahip çıkılan her gündür" ifadelerini kullandı.

Şahin, paylaşımında devamla şunları söyledi: "Ben Resul Emrah Şahan. 2024 yerel seçimlerinde Şişli halkının tercihi ve teveccühüyle seçilmiş bir belediye başkanı olmanın sorumluluğu ile; öncelikle Şişli’ye, sonra İstanbul’a ve hukuksuzluklara karşı vicdanı yaralanan milletimize bazı gerçekleri hatırlatmak istiyorum. Hakikatin tanığı olan hafızamızı diri tutmalıyız. İşte başlıyoruz:

Gözaltına alınmamın üzerinden 10 aydan fazla zaman geçti. 23 Mart 2025 günü tutuklandım ve Şişli Belediyesi’ne kayyum atandı. Hakkımdaki suçlama: "Terör örgütüne yardım". Bunun delili nedir? Gizli tanık ifadeleri ve iki siyasi parti'nin, kendi kurullarındaki seçim ittifakı kararının suç sayılmasıdır.

Bu süreçte, Ahmet Özer’in tahliyesinin ardından benim tahliyemi beklerken Eylül 2025’te, son dakikada İstanbul Büyükşehir Belediyesi iddianamesine eklenerek, müteahhitlerden alınan ifadelerle tutuklanmam gerçekleşti. Bu durumun hukuki değil, siyasi olduğunu göstermektedir. Bu "yedek tutuklama", adli sürecin geldiği noktayı net şekilde ortaya koymaktadır.

Sevgili dostlar; Türkiye’nin 100 yıllık demokratik kültürü çeşitli zorluklardan geçti. Bugün de ağır bir sınavın içindeyiz. Bu ülkenin ortak hafızası; farklı siyasal ve ahlaki kaynaklardan beslenen, aynı vicdanda buluşan ifadeleri taşır. Yaşar Kemal’in dediği gibi: "Bu ülke insanlık tarihinde çok uzun yaşamaya ve onurla yaşamaya layıktır."

Bingöl’e hizmet etmiş, terör nedeniyle kanı bu topraklara düşmüş Milliyetçi Hareket Partili Belediye Başkanı Hikmet Tekin’in sözleri; bu vatanın bedelini ve milletin haysiyetini yeniden hatırlatır. Refah Partisi geleneğinden gelen ve birlik içinde mücadeleyi savunan Fethullah Erbaş’ın görüşü de ayni hakikati tamamlar: "Ne Türk Türk’süz, ne Kürt Kürt’süz yapabilir." Devletin ve milletin bekasını sağlayan sorumluluk duygusu, adalet ve birlikte yaşama iradesidir.

Bugün durumu ve genel değerlendirme

Hukuk dili, sınırlarımızda ayrımcılığı yeniden güçlendiren tehlikeli yaklaşımlar ve siyasi karanlık ile karşı karşıyayız. 11 ay boyunca, meclisimiz ve ekibimizle, topluma hizmet etmeye devam ettik. Ancak, 11 aydır kent uzlaşısı soruşturmaları nedeniyle tutukluyum ve henüz iddianamem bile sunulmadı. Bu tutukluluk, demokrasi mücadelesinde önemli bir detaydır. Toplumda vicdan yaraları derinleşirse, genç kuşakların dünyada sözü olan, bölgesel ve ulusal güçleri olan bir ülke inşa etmek zorlaşır. Biz bu ülkeyi korkuyla değil, vicdanla büyüttük; inkar ve dışlayışla değil, yan yana durarak var ettik. Bugün ise, birbirimizi suçlamak değil, haklarımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Demokrasi sadece seçim günü değil, her gün milli iradeye sahip çıkma günüdür.

Etiketler:

siyasetdemokrasihaklar
Reklam yükleniyor...