Gazeteci-yazar Uğur Mumcu, katledilişinin 33. yılında Berlin’de anıldı. Özge Mumcu Aybars, babasının özgürlük ve demokrasi mücadelesine vurgu yaptı ve fikirlerinin insanların kalbinde ve belleğinde yaşadığını belirtti.

Berlin’de düzenlenen ve Sosyal Demokratlar Derneği (HDB) tarafından IG Metall salonunda gerçekleştirilen anma toplantısında, Uğur Mumcu’nun 33. ölüm yıldönümü anıldı. Program, yaşamını özgürlük, demokrasi ve hukuk mücadelesine adayan Mumcu’yu anmak amacıyla yapıldı. Anma töreni, yaşamını yitiren aydınlar için yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı ve HDB Eş Başkanı Alev Ayhan tarafından açılış konuşması gerçekleştirildi. Ayhan, Mumcu’nun 1978’de HDB Genel Kurulu’na katıldığını ve ölene kadar dernekle yakın ilişkisini sürdürdüğünü belirtti. 1992’deki HDB Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmanın görüntülerinin önemli bir anı olduğunu söyledi.
Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu Aybars, konuşmasında, sevgi dolu bir ailede büyüdüğünü, patlamanın gerçekleştiği gün henüz 11,5 yaşında olduğunu ve bu olayın hayatını derinden etkilediğini anlattı. Annesinin ve babasının kendisi için önemli olduğunu ifade eden Aybars, “Bir anda kendimi kameraların önünde, cenaze töreninde ve başka yerlerde buldum. Bu durumu uzun süre konuşamadım. Bugün paylaşabiliyorsam, zamanın yardımıyla gerçekleşti. Babamın bıraktığı izlerin, Türkiye’de yaşanan olayların derinliğini gösterdiğini” dile getirdi. Mumcu’nun insanlar üzerinde bıraktığı izlerin devam ettiğine vurgu yapan Aybars, babasının çok çalışkan biri olduğunu, 25 kitap yazdığını ve haftanın 6 günü Cumhuriyet gazetesinde yazdığını belirtti. 1987’den sonra üzerinde çalıştığı eserler arasında, İslami örgütlerin finansal yapılanmasına dair Rabıta adlı kitabı ve ölümünden sonra yayınlanan Kürt Dosyası olduğunu söyledi. Babasının hukuk fakültesinde asistan olarak çalışırken açılan bir soruşturma sonrası askerliği sakıncalı bulduğunu ve “Sakıncalı Piyade” adlı kitabını yazdığını aktardı. Ayrıca, gazeteciliğe Anka Ajansı’nda başladığını ve Altan Öymen’le çalıştığını; Yahya Demirel’in sunta kaçakçılığı ve hayali ihracatını tespit ettiğini ekledi. 1979’da Abdi İpekçi cinayetini araştırmaya başladığını ve Mehmet Ali Ağca ile Abdullah Çatlı olaylarının soruşturmasına katıldığını belirtti.
HDB Başkanı ve HDB Onursal Başkanı Ahmet İyidirli, Mumcu’nun HDF ile olan yakın ilişkisine vurgu yaptı. 1990’lı yılların, gazetçilere, aydınlara ve Kürtlere yönelik cinayetlerin yoğunlaştığı bir dönem olduğunu ifade etti. İyidirli, Mumcu başta olmak üzere birçok aydın ve gazetçiye yapılan saldırıların ortak noktasını, aydınlanmacı ve Cumhuriyet ilkeleri doğrultusunda laik, demokratik ve özgürlükçü bir hukuk devleti yaratma isteği olarak tanımladı. Mumcu’nun 12 Eylül öncesi ve sonrası dönemdeki duruşunu hatırlattı ve günümüzde hukuki ve ekonomik sistemlerin zorluklar yaşadığını, ancak demokrasi ve hukuk devletinin sonunda kazanacağına inanç belirtti.