CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Vedat Işıkhan'ın SGK borçlarına ilişkin açıklamalarına yanıt verdi. Türkiye'de birçok emekli ve çalışan düşük gelirle yaşamaya zorlanıyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın CHP'li belediyelerin SGK borçlarına ilişkin açıklamalarına sosyal medya hesabı üzerinden cevap verdi. Karasu, yaptığı açıklamada, Türkiye'de 17 milyon emeklinin %70'inin asgari ücretin altında gelirle yaşadığını belirtti ve bu durumu CHP veya CHP belediyelerinin yaratmadığını vurguladı. Ayrıca, bu tabloyu iktidar politikaları ve tek adam rejimi ile ilişkili olarak Bakanlığın ve hükümetin yarattığını ifade etti.
Karasu, ülke ekonomisinin yönetimi, bütçe, asgari ücret, emekli aylıkları ve vergi yükü gibi konularda sorular yöneltti. Bu soruların muhatabının CHP değil, iktidar ve Çalışma Bakanlığı olduğunu belirtti. Ayrıca, yaklaşık 17,5 milyon emekçinin ve işçinin ağır bir gelir ve yaşam şartlarıyla karşı karşıya olduğunu, yoksulluğun hakim olduğunu dile getirdi. Emekli ve çalışanların ihtiyaç duyduğu devlet desteğinin ve gelirlerin yetersiz olduğunu vurguladı.
Karasu, CHP'li belediyelerin SGK borçlarının toplam içindeki payının 2024 yılında yaklaşık %3 olduğunu ve bu veriyi iktidar tarafından gizlendiğini söyledi. Verilerin şeffaf olmamasıyla halkın doğru bilgiye ulaşmasının engellendiğine dikkat çekti. Ayrıca, büyük sermaye borçlarına ve holdinglere ilişkin açıklamaların sessiz kalındığını, CHP'li belediyelere yönelik eleştirilerin ise artarak devam ettiğini ifade etti.
Karasu, iktidarın ve Bakanlığın sorumluluğu olduğunu belirterek, emekliler, işçiler ve genel olarak toplumun yaşadığı sorunlara ilişkin soruları sıraladı. Emeklilerin açlık sınırının altında yaşadığını, emekli maaşlarının sadaka düzeyinde olduğunu, gençlerin ve çalışanların güvencesiz olduğunu, borç içinde yaşadıklarını ve yoksullukla mücadele ettiklerini vurguladı. Bu soruların muhatabının CHP değil, iktidar ve Bakanlık olduğunu belirtti. Karasu, emek ve hak mücadelesinin siyasetin vicdan sınavı olduğunu ve bu sınavdan kimlerin geçtiğinin toplum tarafından görüldüğünü dile getirdi.