Uluslararası insan hakları ve hukuk meslek örgütleri, İstanbul Barosu Başkanı ve yönetim kurulu üyelerine yönelik davanın sonlandırılmasını ve suçlamaların düşürülmesini talep etti. Ayrıca, hukuki ve demokratik standartların korunması çağrı

Uluslararası insan hakları ve hukuk meslek örgütleri, İstanbul Barosu Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri hakkındaki ceza davasına derhal son verilmesini, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi uyarınca yöneltilen temelsiz suçlamaların düşürülmesini ve baro yönetimini görevden almayı amaçlayan hukuki sürecin reddedilmesini talep etti.
Ortak açıklamada, aralarında Turkey Human Rights Litigation Support Project, Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün de bulunduğu kuruluşlar, söz konusu davanın ve baro yöneticilerinin "terör örgütü propagandası yapmak" suçlamasıyla cezalandırılmasına ilişkin savcılık talebinin, Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve demokratik standartların durumu açısından ciddi bir sorun olduğu belirtildi.
Bugün İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşma öncesinde, yetkililere "ceza yargılamalarının kötüye kullanılmasına derhal son verme ve suçlamaları düşürme" çağrısında bulunuldu. Ortak açıklamada, hukuka uygun ve hak temelli açıklamaların, silahlı örgüt amaçlarına hizmet ettiği iddialarının tamamen mesnetsiz olduğu ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu vurgulandı. İnsan hakları ihlallerine ilişkin görüş bildirmek, İstanbul Barosu’nun yasal ve etik görevi olarak kabul ediliyor. Savcının yaklaşımının ise, baronun hem iç hukuk hem de uluslararası insan hakları standartları uyarınca korunan görevlerini suçlamaya yönelik olduğu belirtildi.
Uluslararası ve bölgesel insan hakları standartları, avukatların ve meslek örgütlerinin adalet ve insan hakları konularında kamusal tartışmalara katılmasının özgürlük olduğunu doğrulamaktadır. Avukatların ve örgütlerin ifade ve örgütlenme haklarının kriminalize edilmesi, ilgili yasaların ve belge içeriğinin ihlali anlamına gelir. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. ve 11. maddeleri ile Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 19. ve 22. maddeleri ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26., 27. ve 33. maddelerine aykırıdır.
Önceki açıklamalarda ve üçüncü taraf görüşlerinde, İstanbul Barosu’nun açıklamasının hukuka uygun ve meşru olduğu, haklara saygılı olduğu ve kamunun bilgilenme hakkını koruduğu ifade edildi. Söz konusu yargılama süreci, mesleğin bağımsızlığına yönelik bir tehdit olarak görülmekte, terör yasalarının eleştirilerini bastırmak ve insan haklarını izleme faaliyetlerini engellemek amacıyla kötüye kullanılmaktadır.
İmzacılar, Türkiye yetkililerini acilen baro üyelerine yönelik ceza davalarını sonlandırmaya, suçlamaları kaldırmaya ve bağımsızlığını güvence altına almaya çağırdı. Ayrıca, uluslararası toplumdan, mahkemenin duruşmasını yakından izlemeye ve savcılık tutumunu kınamaya yöneltilen çağrı yapıldı. Hak ve özgürlüklerin korunması için yetkililerle doğrudan iletişime geçilmesi önerildi.
Ortak açıklamayı imzalayan örgütler arasında Amnesty International, Avrupa Baroları ve Hukuk Toplulukları Konseyi, Avrupa Ceza Avukatları Birliği, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslararası Barolar Birliği İnsan Hakları Enstitüsü, Uluslararası Hukukçular Komisyonu ve diğerleri bulunuyor.