Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, iktidarın muhalefete karşı uyguladığı düşman ceza hukuku nedeniyle milli birlik konusunda kayıplar yaşandığını belirtti.
Ümit Özdağ iktidarın muhalefete karşı uyguladığı düşman ceza hukuku nedeniyle milli birlikten söz etti
(ANKARA)- Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, "Bugün milli birliğimizi en fazla zedeleyen hususların başında hiç şüphesiz iktidarın muhalefete karşı uyguladığı düşman ceza hukuku uygulamaları gelmektedir" dedi.
Özdağ, partisinin İstanbul Gaziosmanpaşa'da düzenlediği kahvaltı sonrasında yaptığı açıklamalarda bulunmuştur.
İstanbul'un sorunları
İstanbul'un sorunlarına değinen Özdağ, şunları kaydetmiştir: "İstanbul ne yazık ki teknolojinin değil, organize suç örgütlerinin, uyuşturucunun ve sanal kumarın başkenti. Bu şehirde binin üzerinde 15-25 yaş arasındaki kişiler, 10 bin lira ile 50 bin lira arasında ücret karşılığı adam vuran çeteler bulunmaktadır. Uyuşturucu bağımlısı, tetikçi ve motosikletle bu şehirde fink atan kişiler, esnafı haraca bağlayan organize suç örgütleri mevcuttur ve mevcut yasalarla, polisiye tedbirlerle bunlarla başa çıkmak mümkün değildir. Sadece Türkiye değil, öncelikle kara parayı getiren ve arkasından o kara paranın sahiplerini de getiren bir sistem var. Uluslararası mafyanın adeta merkezi haline gelmiş durumdadır."
Özdağ, ekonomik sıkıntılara ilişkin şu ifadeleri kullanmıştır:
- "Bir ülke ekonomisi ne kadar büyük bir buhrana girerse, kara para, kirli para, pis para o kadar ön plana çıkar ve etkin olur. Türkiye'de ekonomik buhran 9. yılına girerken, başkanlık sistemine geçiş sonrası kara para ekonomisi güçlenmiştir. Bu 9 yıllık süreçte, çok az bir azınlık aşırı zenginleşirken, orta sınıf kaybolmakta ve halkın geniş katmanları milli gelirden aldığı pay azalmakta, böylece fakirleşmektedir."
Özdağ, 2027 yılında erken seçim olacağını öne sürerek şunları söyledi:
- "İktidarın planı 2026 ve 2025 yıllarında ekonomik olarak zor günler geçirecek. Türk halkı fakirleşmeye devam edecek ve 2027 başında seçimler öncesinde, iktidar oyları artırmak için yüzde 200 zam yapacaktır. Amaç, seçimleri kazanmaktır. Sonra ise yine felaket yaşanacaktır. Ancak bu sefer halk, oylarıyla hesabını soracaktır. Demokrasiye inanıyoruz ve sandık gelecek, seçimler yapılacaktır. Zafer Partisi olarak devleti yönetmeye hazırız ve iktidarda en önemli paydaş olmayı hedefliyoruz."
Özdağ, partisinin projelerini hatırlatarak şunları dile getirmiştir:
- "İlk kararname 13 milyon sığınmacı ve kaçak vatandaşlara yöneliktir."
Gelecek seçimlere ilişkin görüşlerini şöyle açıklamıştır:
- "Gelecek seçimlerin karakteri ittifakları gerektirmektedir. Biz de sürecin gelişmesine göre ittifak yapabiliriz. Uygun zaman gelince görüşmelerimiz olur. Eğer güçlü olursak ve yüzde 51'i aşabilirsek, tek başımıza da seçimlere girebiliriz."
Özdağ, deprem finansmanı sorununu şu biçimde yanıtlamıştır:
- "Türkiye zengin bir ülkedir. AVM ve rezidanslara değil, fabrikalara ve insani konutlara yatırım yapılmalı. Marmara dışında çeşitli bölgelere sanayinin yayılması sağlanmalı. Yabancılar geri gönderilmeli, böylece konut ihtiyacı daha sağlıklı karşılanır."
Siyasal duruşu hakkında konuşan Özdağ, şunları söylemiştir:
- "Türk milletinin varlığı ve güvenliği için mücadele edenler ile teröristler arasında fark olmalıdır. Biz, bu çizgide siyaset yapıyoruz ve uzatılan eli sıkmaya hazırız."
Geleceğin ekonomik model değişiklikleri ve partilerinin ekonomi politikaları hakkında görüşlerini paylaşan Özdağ, şu ifadeleri kullanmıştır:
- "Dünya yapay zekâ odaklı yeni sanayi devrimine girerken, Türkiye'nin planlı kalkınma, devlet planlaması ve yüksek teknolojiye odaklanması gerekir. Ekonomiyi ithalat yerine ihracata, rant yerine teknolojik gelişmeye yönlendirmeliyiz."
Son olarak, Türkiye'nin bağımsızlığını sürdürebilmesi için güçlü bir ekonomik ve teknolojik altyapıya ihtiyaç olduğunu belirten Özdağ, şunları söylemiştir:
- "Güçlü bir altyapı olmadan, gelişmiş ülkelerin gerisinde kalabiliriz ve bu durum, ülkemizin kaderini etkiler. Biz bu nedenle ekonomiyi ve milli birliği koruyacak politikalar izliyoruz."
Özdağ ayrıca, iktidarın muhalefete karşı uyguladığı ceza hukuku uygulamalarının milli birliğe zarar verdiğini sözlerine eklemiştir.