55 yıl meslek hayatını geride bırakan kalem ustası Yılmaz Polat, 16 Ocak'ta Ankara'da Gazeteciler Cemiyeti’nde kitabını imzalayacak. Kitap, Washington'daki lobicilik ve Türk siyasetini etkileyen ilişkileri detaylandırıyor.

(ANKARA) - Meslekte 55 yılını tamamlayan ve kayyum atanmadan önce TELE 1 Washington Temsilcisi olan usta gazeteci Yılmaz Polat, 16 Ocak Cuma günü Ankara'da Gazeteciler Cemiyeti’nde son kitabı "Hanedanlar Lobisi – Lobi Soygunu"nu imzalayacak.
Gazeteci Polat, 235 sayfalık ve 21 bölümden oluşan "Hanedanlar Lobisi – Lobi Soygunu" adlı kitabında; Washington'da Türkiye adına yürütülen resmi ve gayri resmi temaslar ile lobi faaliyetlerini anlatıyor. Polat, kitabın sunuş bölümünde şu ifadeleri kullanıyor:
"Washington'da ilgilenen binlerce resmi, yarı resmi veya farklı kişilikte kişi vardır. Türkiye'den de yıllar içinde çok sayıda siyasetçi, diplomat, ekonomist ve askerî lider gelmiş, birçok gazeteci tarafından izlenmiştir. Her ziyarette geride izler bırakılmıştır. Bu ziyaretlerde lobiler ve gazetecilerin bıraktığı izler olmuştur. Bu olayların tarihe not edilmesi önemlidir."
Türk siyasetinde genellikle; 'ABD'nin iktidar yaptığı ve iktidarları koruduğu' fikri yaygındır. Bu nedenle, tanıtımda öncelik ABD'ye verilir; Washington'da yönetimin gözdesi olmak için Beyaz Saray ve Kongre yakınlarındaki lobi şirketleriyle çalışılır. Amerikalı lobicilerin önceliği ideoloji veya kavramlar değil, para kazanmaktır. Lobi endüstrisinin temel amacı para kazanmaktır ve bu avantajlar iyi kullanılır.
Türkiye, lobicilerin en çok tercih ettiği ülkelerden biridir. Lobiciler, iktidar partisine, çevresine, liderlere ve ailelerine ulaşmak için çeşitli yollar kullanır. Siyasi parti liderleri arasında Washington'da kişisel lobi yapmak isteyenler arasında sadece Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel yoktur. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ABD'ye hiç gitmemiştir. Ziyaret etmiş liderlerin listesinde ise Alparslan Türkeş, Necmettin Erbakan, Turgut Özal, Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Recai Kutan, Cem Boyner, Besim Tibuk, Deniz Baykal, Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu bulunur. Turgut Özal ile birlikte 'Amerika imajı' Türk siyasi gündeminde popüler olmuştur.
Washington'daki en görkemli bina Amerikan Kongresi'dir. Bu tarihi bina, demokratliğin simgesidir ve yasaya göre hiçbir bina ondan yüksek değildir. Kongre binası, sağ ve solundaki Senato ve Temsilciler Meclisi binalarını kapsar. Temsilciler Meclisi'nde 450, Senato'da ise 100 üye bulunur. Lobiciler, bu binalarda sık sık ağırlanır, burada çıkar kavgası yaşanır. "Para ve oy eşittir lobi" denir; bu bir çıkar mücadelesidir ve çoğu zaman çıkar ilişkileri gizlidir.
Kitapta, 1980'den günümüze danışmanlar ve aile üyelerinin karıştığı, ABD'de kiralanan şirketler, ücretler ve gizlenen hedefler belgelerle anlatılır. Türk siyasetçiler arasında en çok konuşulan isimler arasında Recep Tayyip Erdoğan ve AKP gelir. Erdoğan'ın ABD'deki Yahudi kurum ve kuruluşlarla bağları en yakın olan liderlerden biridir. AKP'nin İsrail ile ilişkiler ve ABD stratejileri üzerine hazırlanan lobii politikaları bu ilişkilerin temelini oluşturur. Washington'da İsrail'le ilişkileri geliştirmek amacıyla özel lobiler kiralanmıştır. AKP iktidarı döneminde İsrail ve Yahudi lobisi ilişkileri önemli yer tutar.
AKP döneminde ABD Adalet Bakanlığı'nın 'Yabancı Ülke Temsilcileri Kayıt Yasası' FARA incelenmiş ve bu süreçte Türkiye'nin lobicilik stratejileri ile aile ilişkileri ve çıkarlar belgelenmiştir. Kitapta, Turgut Özal, Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz döneminde kiralanan lobiler ile aile ilişkileri ve ABD istihbaratının lobiler aracılığıyla hükümetlere sızma çabaları da detaylandırılır. Gazeteci Polat, yaşadığı olaylar ve izledikleri doğrultusunda yazdıklarını aktarmaktadır. Ayrıca, ABD'de yaşayan gazeteciler ve siyasetçiler arasında lobicilik faaliyetlerine katılanların da örnekleri verilir. Polat, gerçekten gazeteci olanların ve gerçekleri dile getirmenin önemli olduğunu vurgular.
Sunuş yazısında, "Ülkesini ve halkını seven gerçek gazetecilere selam olsun. Gerçekleri söyleyen ve hapiste yatan meslektaşlarıma saygı ile" ifadeleri yer alır. Kitabın ön sözünü kaleme alan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin'e teşekkür eden Polat, eşi ve meslektaşı Hülya Polat'a da destekleri için minnettarlığını iletir. Kitap içinde, ABD'de Reagan'den Trump'a, Türkiye'de Özal'dan Erdoğan'a uzanan süreçler anlatılır ve son bölümde tutuklanan gazeteci Merdan Yanardağ'ın "Casus kim?" başlıklı yazısıyla son bulur.