CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Suriye’de artan DEAŞ tehdidinin ülkemize etkisini ve bölgesel güvenlik konularını değerlendirdi. Güvenlik önlemlerinin önemine vurgu yaptı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Türkiye’nin Suriye politikasında iki ana hedefi olduğunu belirtti: Birincisi; Suriye’nin toprak bütünlüğü ve devlet birliğinin korunması ile tüm toplumsal kesimlerin haklarının anayasal güvence altına alınmasıdır. İkincisi ise Suriye topraklarından Türkiye’ye yönelik herhangi bir tehdidin engellenmesidir. Bağcıoğlu, Suriye’de son zamanlarda artış gösteren DEAŞ tehdidinin ülkelerine olası etkisinin dikkatle izlenmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca Türkiye’de bulunan uyuyan terör hücrelerine karşı farkındalık ve önleyici istihbarat çalışmalarının artırılması gerektiği mesajını verdi.
Bağcıoğlu, CHP İzmir İl Başkanlığı’nda düzenlenen aylık bilgilendirme toplantısında, Altı yıl önce Suriye-İdlib’de gerçekleştirilen hava saldırısında 34 askerin şehit olduğunu hatırlattı. Rusya tarafından gerçekleştirilen saldırılar ve yardım için giden ambulansların da saldırıya uğradığını vurguladı. Olayın sorumlularına karşı tedbir alınmadığını dile getirdi.
Yunanistan’ın adalardaki silahlanma ve askeri tatbikatlarının, Lozan ve Paris Anlaşmaları’nın ihlali olduğunu belirten Bağcıoğlu, paylaştığı video görüntülerinin uluslararası hukuk ihlallerinin göstergesi olduğunu kaydetti.
Mısır ile gerçekleştirilen deniz tatbikatına değinen Bağcıoğlu, 13 yıl aradan sonra yapılan bu tatbikatın Doğu Akdeniz’de güvenlik ve istikrara katkı sağlayabileceğini ifade etti. İlişkilerin iç politikaya kurban edilmesinin Türkiye’ye kayıplar yaşattığını belirtti. Libya ve Lübnan’ın da Akdeniz Kalkanı Harekâtı’na katılmasının önemini vurguladı.
Suriye’nin bölünmesinin bölgesel istikrarsızlık ve göçü artıracağına dikkat çekti. Suriye’nin toprak bütünlüğünün Türkiye’nin güvenliği için kritik olduğunu ve DEAŞ tehdidinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.
TSK’da uyuşturucu kullanımı ve disiplin sorunlarına değinen Bağcıoğlu, sorunun nedenlerinin araştırılması ve temel hataların giderilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, afetlerde iletişimin ve müdahale yetkilerinin artırılması gerektiğine dikkat çekti. Deprem sonrası iletişim kesintilerine karşı önlemler alınmasını istedi.
Muvazzaf ve emekli askeri personelin maddi ve sosyal haklarını iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı. Şehit aileleri ve gazilerin sorunlarının çözümüne öncelik verilmesini önerdi. Tüm yetki ve sorumlulukların Millî Savunma Bakanlığı’na devredilmesi çağrısında bulundu.
İzmir Limanı’nın özelleştirilmesinin milli güvenlik açısından ciddi bir sorun olduğunu ifade etti. Bu konunun yakından takip edilmesi gerektiğinin altını çizdi.