Asgari Ücret İnisiyatifi, 2026 yılı için belirlenen ücretin artışına karşı açıklama yaptı. Emekçilerin geçim koşulları ve ekonomik politikalar eleştirildi.

Ankara Kızılay'da yapılan basın açıklamasında, Asgari Ücret İnisiyatifi, 2026 yılı için belirlenen asgari ücretin yüzde 27 artışla 28 bin 75 lira olmasına tepki gösterdi. İnisiyatif, Kızılay Meydanı'ndan Yüksel Caddesi'ne "Asgari ücretli yalnız değildir", "Sermayeye değil emekçiye bütçe", "Asgari ücretle patronlar geçinsin", "İşçilerin birliği sermayeyi yenecek", "AKP'den hesabı emekçiler soracak" sloganlarıyla yürüdü.
Açıklamayı yapan Aydın Şimşek, 2026 yılı için açıklanan asgari ücretin işçi sınıfının iradesini yok saydığı ve emekçilerin geleceğinin ipotek altına alındığını ifade etti. Şimşek, şöyle konuştu:
"Bu rakam, ağırlaşan geçim koşulları altında, önümüzdeki yıl boyunca emekçinin nefessiz bırakılması demektir."
Yapılan yüzde 27’lik artış ve 28 bin 75 liralık ücretin sermaye sınıfına ve iktidara karşı bir savaş ilanı olduğunu belirten Şimşek, TÜRK-İŞ’in masada bulunmamasıyla hükümet ve patronların işçinin sesini baskıladığını dile getirdi. Ayrıca, bu rakamın enflasyonun altında kaldığını ve alım gücünün 2026 yılına kadar daha da azalacağını vurguladı. Şimşek, resmi verilere göre 11 aylık enflasyonun yüzde 29,74 olduğunu hatırlattı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in geçen yıl yaptığı enflasyon tahminlerini eleştiren Şimşek, enflasyonun beklentilerden yüksek olduğunu kaydetti. Enflasyon hedeflerinin tutmadığını dile getiren Şimşek, geçmiş kayıpların giderilmesi ve zam politikalarının iktidar tarafından planlandığını belirtti. Ayrıca, açıklanan 28 bin 75 liralık ücretin, TÜRK-İŞ'in açıkladığı 29 bin 828 liralık açlık sınırının altında kaldığını ifade etti.
Şimşek, TÜRK-İŞ’in komisyonda işçi temsilinin olmamasını eleştirerek, asgari ücretin belirlenmesinde emekçilerin iradesinin esas olması gerektiğini savundu. Ayrıca, süreçte konfederasyonların sorumluluktan kaçmaması ve emekçiler adına hareket etmesi gerektiğine vurgu yaptı. Şimşek, bu mücadelenin öncüsü olduklarını ve süreç sonunda alınan kararların yeterli olmadığını belirtti.