CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, en düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarılmasına rağmen artışın sadece bin 60 lira olduğunu belirtti. Devlet 2025 boyunca faize yaklaşık 5,6 milyar lirayı ödüyor.

(ANKARA) - CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, en düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarılmasını öngören kanun teklifine ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Genç, yapılan artışın bir refah düzenlemesi olmadığını vurgulayarak, "En düşük emekli maaşı 18 bin 939 liradan 20 bin liraya çıkarılıyor. Emeklinin cebine giren gerçek artış sadece bin 60 lira. Buna zam deniyor ama bu geçim değil, oyalamadır" dedi.
2025 yılında merkezi yönetim bütçesinden 2 trilyon 54 milyar liranın faize gittiğini belirten Genç, şunları kaydetti:
"Devlet 2025 boyunca her gün yaklaşık 5,6 milyar lirayı, her saat 233 milyon lirayı, her dakika yaklaşık 4 milyon lirayı sadece faize ödedi. Emekliye gelince, bir yıl için 'çok büyük' denilen rakam 110 milyar lira. Yani faize 19 günde ödediğiniz parayı, emekliye bir yıl için bile çok görüyorsunuz. Mevcut durumda, emekli geçinebilmek için borçlandı, bu nedenle 2025’in ilk 11 ayında 1 milyon 946 bin yurttaş icraya verildi. Bu rakamları alt alta koyduğunuzda şunu görüyorsunuz, bu ülkede her gün ortalama 5 bin 900 kişi borcunu ödeyemediği için icra takibine düşüyor. Her saat 245 kişi, her 15 dakikada 60 kişi, neredeyse her dakikada 4 vatandaş icralık oluyor. Bugün 4 milyon 173 bin insan icra dosyasıyla yaşıyor. Siz en düşük emekli aylığını 18 bin 939 liradan 20 bine tamamlıyor, kalan hayatı emekliye kredi kartıyla, borçla, icrayla finanse ettiriyorsunuz. Bu sosyal devlet değildir; yoksulluğu borçla yönetme politikasıdır."
Son beş yılın market verilerine bakıldığında, her yıl başka bir temel ürünün yüzde 100’ü aşan zamlarla gündeme geldiği görülüyor. 2021’de patates yüzde 124, 2023’te kabak yüzde 156, yeşil soğan yüzde 152, maydanoz yüzde 146 zamlandı. 2024’te ise markette izlenen 41 ürünün 40’ı zam gördü. 2025’te limon yüzde 133, elma yüzde 110, fındık yüzde 106, Antep fıstığı yüzde 100 arttı. Emeklinin sofrası her yıl başka bir ürünün zam şampiyonu olduğu yarışın altında eziliyor. Bazen patates, bazen kabak, bazen limon… Sonuç hep aynı: Mutfak, emeklinin maaşını solluyor. 20 bin lira açlık sınırının altında, kira seviyesinin gerisinde, gıda gerçekliğinin çok altında kalıyor. Bu rakam bir iyileştirme değil, yoksulluğun yeni adıdır. Emekli sadaka istemiyor, lütuf istemiyor; çalıştığı hayatın karşılığını almak istiyor. En düşük emekli maaşı en az asgari ücret düzeyinde olmalı ve gerçek enflasyona göre korunmalıdır. Aksi takdirde, bugün 20 bin olan rakam altı ay içinde yine destek, yine tamamlama, yine geçici çözüm olarak karşımıza çıkacaktır. Bu çözüm değil, sorunu ertelemektir."