Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır Cezaevi restorasyonunda şeffaflık sorunlarına dikkat çekerek, ihalelerde aile bağlantısı ve denetim mekanizmalarının belirsizliğine işaret etti. Konuyu TBMM gündemine taşıdı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır Cezaevi restorasyonuna ilişkin ihalelerde davet usulüne başvurulduğunu, iki ihaleyi alan şirketin yan yana faaliyet gösterdikleri ve şirket sahipleri arasında aile bağı bulunduğu iddialarına dikkati çekerek, restorasyonda şeffaflığın uzak olduğunu belirtti. Konuyu TBMM gündemine taşıyan Tanrıkulu, "Diyarbakır Cezaevi’nin restorasyonu, sadece fiziksel bir yapı onarımı değil, Türkiye’nin yakın tarihine ilişkin yüzleşme, hafıza ve adalet sürecinin bir parçasıdır. Bu nedenle ihale süreçlerinin şeffaf olmaması, aynı aileye ait şirketlerin ardışık ihaleleri alması, denetim mekanizmalarının belirsizliği kabul edilemez" dedi.
Tanrıkulu, yazılı açıklamasıyla hazırladığı soru önergesi ile konuyu Meclis gündemine taşıdı. Önergede, Diyarbakır Cezaevi’nin restorasyonuna ilişkin ihalelerin davet usulü ile yapıldığı ve aynı aileye bağlı şirketlere verildiği belirtildi. Birinci etap ihalesini alan PERGE Restorasyon şirketinin kurucusunun C. Z., şantiye şefi olarak görev yapan S. Z., ikinci etap ihalesini alan FİMAŞ Yapı şirketinin sahibinin de aynı kişi olduğu ve iki şirketin adreslerinin aynı olduğu ifade edildi. Tanrıkulu, kamu kaynaklarının kullanımı ve ihale süreçlerinin şeffaflığı konusunda soru işaretleri olduğunu vurguladı.
Tanrıkulu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması talebiyle farklı sorular yöneltti. Bakan Ersoy’dan restorasyon ihalelerinin neden davet usulü ile yapıldığı, açık ihalenin neden tercih edilmediği, kaç firmanın davet edildiği ve şirketler arasındaki aile bağlarıyla ilgili detaylar soruldu. Bakan Tunç’a ise, çalışmalar ve fizibiliteler, işkence izleri, koruma envanteri, süreçteki inceleme ve denetimler ile müze açılış tarihine ilişkin sorular iletildi. Tanrıkulu, Bakanlıkların hesap vermesini ve şeffaflık çağrısında bulundu.
Tanrıkulu, Diyarbakır Cezaevi’nin restorasyonunun sadece yapı onarımı değil, Türkiye’nin yakın tarihine ilişkin yüzleşme ve adalet süreci olduğunu belirtti. Kamu kaynaklarının kullanımı ve ihale süreçlerinin şeffaflığı konusunda hükümetin açıklık ve hesap verme sorumluluğu bulunduğunu ifade etti.