CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, son 22 yılda dış borç stokunun yaklaşık beş kat arttığını ve 2025'te faiz ödemelerinin 26 milyar doları geçebileceğini belirtti. Ekonomi politiklerini eleştirdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, son 22 yılda, dış borç stokunun yaklaşık beş kat arttığını belirterek, "Türkiye 2010'da dış borç için 8,6 milyar dolar faiz ödüyordu. 2016'da bu rakam 10 milyar doları geçti. 2023'te dış borç faizi 18 milyar dolarken, 2024'te 23 milyar dolar seviyesine ulaştı. Geçen yılın ilk 10 ayında ise 24,6 milyar dolar faiz ödendi. Bu hızla giderse 2025'te faiz ödemeleri 26 milyar doları aşabilir" dedi.
Karabat, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda "Borçla şişirilen ekonomi, 70 milyar dolarlık faiz yükü ve yolun sonu" başlığıyla iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi. Şunları söyledi:
Karabat, dış borçların 2009 sonunda 276 milyar dolar seviyesinde olduğunu, şu an ise 565 milyar dolara ulaştığını belirtti. 2014'e kadar dış borcun 413 milyar dolara çıktığını hatırlattı. Bu artışta enerji özelleştirmeleri, KÖİ projeleri ve döviz garantili anlaşmaların etkili olduğunu söyledi. 2022 sonunda dış borç 459 milyar dolar seviyesindeydi ve 2023 Haziran'ında 'rasyonel politikalara dönüyoruz' denildi. Ancak, Eylül 2025 itibarıyla bu rakam 565 milyar dolara yükseldi. Rasyonellik ifadesinin ne anlama geldiğine de dikkat çekti ve yüksek dövizkuru ve düşük kurla yapay düşük gösterilen reel dış borç oranlarına vurgu yaptı.
Orta büyüklükte bir ekonomi için bu tablonun olumsuz olduğunu vurgulayan Karabat, yaklaşık üç yılda 70 milyar dolar faiz ödenmiş olduğunu belirtti. Önümüzdeki yıllarda bu miktarın artacağını söyledi. Bu faiz ödemelerinin, inşaat, tarım veya teknoloji gibi alanlara değil, borç ve faiz ödemelerine gittiğine işaret etti. Dövizle borçlanan şirketlerin toplam iç ve dış cinsi borcunun 300 milyar dolara yaklaştığını ifade etti. Kur artışıyla bilançoların bozulduğunu ve yatırım iştahının azaldığını, borç stresi ile karşı karşıya kalındığını vurguladı. Bu modelin adına 'borçla büyüme, garantiyle zenginleşme ve faizle fakirleşme' denildiğini ve kazananın az, ödeyenin çok olduğunu belirtti. Son olarak, hayatın her geçen yıl daha pahalı, borçlu ve güvencesiz hale geldiğine dikkat çekti ve iktidarın borca dayalı ekonomi politikasını eleştirdi.