Manisa Akhisar Devlet Hastanesi uzmanları, çocukluk çağında kanserlerin yılda yaklaşık 400 bin vaka olduğunu ve belirtileri bilerek erken başvurmanın hayati öneme sahip olduğunu açıkladı.

Manisa Akhisar Devlet Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Damla Saka Kurt, Çocukluk Çağı Kanseri Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, dünyada her yıl yaklaşık 400 bin çocuk ve ergenin kansere yakalandığını, Türkiye’de ise yılda yaklaşık 4 bin 800 çocuğa kanser tanısı konulduğunu ifade etti. Kurt, çocukluk çağı kanserlerinin büyük çoğunluğunun önlenebilir olmadığını ve belirtileri bilmek ile erken başvurmanın hayati önemi olduğunu vurguladı.
Kurt, çocukluk çağı kanserlerinin erişkin kanserlerinden farklı özellikler taşıdığını belirterek, erişkinlerde meme, akciğer ve prostat kanserlerinin sık görüldüğünü, çocuklarda ise en yaygın olarak lösemi, beyin tümörleri ve lenfomanın görüldüğünü söyledi. Ayrıca, büyük çoğunluğunun önlenebilir olmadığına dikkat çekti ve rutin tarama programlarının bulunmaması nedeniyle farkındalığın önemli olduğunu belirtti.
Ailelerin dikkat etmesi gereken belirtiler arasında uzun süren halsizlik, nedensiz morluklar ve diş eti kanamaları, durdurulamayan kanamalar, tekrar eden enfeksiyonlar, gece kemik ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı, ağrısız lenf bezleri şişlikleri, şiddetli baş ağrıları ve gözde değişiklikler yer alıyor. Kurt, bu belirtilerin çoğunun kanser dışı hastalıklarda da görülebileceğini, ancak alışılmadık ve uzun süren şikayetler varsa sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti.
Kurt, son yıllarda tedavi alanında önemli gelişmeler kaydedildiğine değinerek, akut lösemide 5 yıllık sağ kalım oranlarının %80’in üzerine çıktığını ve birçok çocuğun tedavi sonrası sağlıklı yaşam sürdürebildiğini söyledi. Erken teşhis, multidisipliner tedavi ve aile desteğinin başarının anahtarı olduğunu belirtti.
Kurt, çocukların biyolojik açıdan farklı olduğunu ve tedavilerinin buna göre planlanması gerektiğini ifade etti. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni hatırlatan Kurt, her çocuğun en yüksek sağlık standardına ulaşma hakkı olduğunu, bu durumun hukuki ve vicdani bir sorumluluk olduğunu belirtti. Ayrıca, bilgi edinmenin ve zamanında başvurunun bir çocuğun hayatını değiştirebileceğine vurgu yaptı.