DEM Parti milletvekilleri, UNESCO tarafından 'tehlike altında' kategorisinde değerlendirilen Kürtçe'nin Kirmancki/Zazaki lehçesinin yok olma tehlikesiyle ilgili Meclis Araştırma Önergesi verdi.

DEM Parti milletvekilleri, 21 Şubat Dünya Anadili Günü vesilesiyle UNESCO'nun 'tehlike altında' kategorisinde değerlendirdiği Kürtçe'nin Kirmancki/Zazaki lehçesinin yok olma riskiyle ilgili olarak TBMM Başkanlığına Meclis Araştırma Önergesi sundu.
Önergeyi, DEM Parti'nin Mardin Milletvekili Salihe Aydeniz, Tunceli Milletvekili Ayten Kordu, Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek ve Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü'nün de aralarında bulunduğu 20 milletvekili imzaladı. Bu önerge, UNESCO'nun değerlendirmesi doğrultusunda Kirmancki/Zazaki lehçesinin yok olma riskinin bütün yönleriyle araştırılmasını amaçlamaktadır.
Önergenin gerekçesinde, Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının en eski dillerinden biri olan Kirmancki/Zazaki'nin, milyonlarca vatandaş tarafından konuşulduğu ve kültürel zenginliğin önemli bir parçası olduğu belirtildi. Ancak, modernleşme, kentleşme ve uzun süreli yasaklamaların yarattığı tahribat sonucunda bu dilin, telafisi güç bir yok oluş süreciyle karşı karşıya olduğu ifade edildi. Dilbilimcilerin ve saha araştırmacılarının verilerine göre, Kirmancki artık 'ev içi iletişim dili' olma özelliğini yitirmek üzere ve ebeveynlerden çocuklara doğal aktarımın durma noktasına geldiği kaydedildi.
Önergede, Milli Eğitim Bakanlığı kapsamında seçmeli ders olarak okutulması, Bingöl ve Munzur Üniversitelerinde Zaza Dili ve Edebiyatı bölümlerinin açılması ve TRT Kürdi yayınlarının olumlu adımlar olarak gösterildiği belirtilirken, bunun lehçenin yaşatılmasına yeterli olmadığı vurgulandı. Ayrıca, materyal eksikliği, öğretmen atamalarındaki yetersizlikler ve ders seçimlerindeki idari zorluklar nedeniyle beklenen etki sağlanmadığı kaydedildi. Akademik çalışmaların önemli olduğu, ancak günlük hayata yeterince yansımadığı dile getirildi.
Önergede, Kirmancki'nin kamusal hizmetlerde yer bulabilir hale gelmesi, prestij kazanması ve genç kuşakların ekonomik ve sosyal hayatta dilin kullanımını benimsemesi için pazar değeri ve sosyal statünün arttırılması gerektiği ifade edildi. Dilin tarihi ve kültürel miras olarak korunmasının, hem konuşan yurttaşların hem de devletin anayasal ve kültürel sorumluluğu olduğu vurgulandı. Bu amaçla, dilin konuşulma oranlarının ve bölgesel dağılımının güncel verilerle tespiti, öğretmen ihtiyacının karşılanmaması, engellerin araştırılması ve yasal düzenlemelerin incelenmesi gerekliliği belirtildi. Ayrıca, sivil inisiyatifler ve akademiyle işbirliği içinde 'Acil Eylem Planı' hazırlanması da önerildi.