Saadet Partisi Konya İl Başkanı Demirel, belediyenin faizli borçları, ulaşım sorunları ve Gazze saldırılarını tartıştı. Belediye projeleri ve yönetim politikalarını eleştirdi.

Saadet Partisi Ocak ayı il divan toplantısı parti binasında gerçekleştirildi. Saadet Partisi Konya İl Başkanı Mehmet Demirel, "Sözlerin altı doldurulamıyor" ifadelerini kullandı.
Toplantıya Saadet Partisi 20. Dönem Konya Milletvekili Hasan Hüseyin Öz, İlçe başkanları, Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Konya Şube Başkanı Durmuş Ali Kara, DİNBİRDER Konya Şube Başkanı Abidin Yalman, Şuurlu Öğretmenler Derneği (ÖĞ-DER) Konya Şube Başkanı Yavuz Aydın ve birçok parti üyesi katıldı. Toplantıda konuşan Mehmet Demirel, emekli maaşlarının gündeme geldiğini söyledi.
Emekli maaşlarının birçok yılda olduğu gibi yine açlık sınırının altında belirlendiğini belirten Demirel, "Asgari ücret açlık sınırı demektir. Açlık sınırının altındaki ücret aşılması gereken bir zulümdür. Bu insanlar ne götürüyordur? Aileleriyle neler yiyordur? Bu durum büyük bir zulümdür. Türkiye yüzyılı söylemleri vardı. 2023 yılı hedefleri açıklandı. Bizim beklentimiz refah ve başarı odaklı bir yapının oluşmasıdır. Ancak görüyoruz ki emekli ve asgari ücretlilere verilen maaş, açlık sınırının altında kalmıştır. Konya'da en düşük ev kirası 20 bin TL'den başlamaktadır. Hükümet ve belediyeler bu durumu kullanıyor. Konya Büyükşehir Belediyesi 'Konya modeli belediyecilik' diyor, ama altındaki gerçekler farklıdır" dedi.
Mehmet Demirel, Konya Büyükşehir Belediyesi’nin aldığı kararlarda ciddi yanlışlar yapıldığını ifade etti. Üçler Mezarlığı’nın yanına yapılan otel hakkında eleştirilerde bulundu. Konya’nın büyüklerinin, manevi önderlerinin mezarlarının bulunduğu bu alanın, alkollü bir otelle kullanıma açıldığını belirtti. Ayrıca, Mevlâna Meydanı’nın manevî bir alan olarak kalması gerektiğine vurgu yaptı. Meydanın miting alanı haline gelmiş olması ve burada hakaret içeren sloganlar, küfürlü ifadeler ile müzik yayını yapılması inançlarına aykırıdır.
Demirel, Konya modeli olarak adlandırılan ulaşım projelerini sorguladı. Konya’da metro yapımının neden önceki belediyelerin yaptığı başka şehirleri örnek almadığını sordu. Hızlı tren hattı ve banliyö trenlerinin hatalı yer altına alınmasının trafik sorununu çözmediğini, yerel çözümler yerine köklü ve doğru ulaşım altyapısı yatırımlarının yapılması gerektiğine dikkat çekti. Bir tramvay hattı ile ulaşım sorunlarının çözülemeyeceğini, köklü çözümlere ihtiyaç olduğunu belirtti.
Demirel, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ve ekibinin Çin’e yaptığı ziyaret ve kredi arayışlarını eleştirdi. Devlet bütçesinin büyük bir kısmının faize gittiğini ve bu nedenle de yeni faizli borçlanmaların kabul edilmediğini vurguladı. Ayrıca, askerî tank taburu alanının imara açılmaması gerektiğini ve yeşil alanların yok edilmesine karşı olduğunu ifade etti. Satışa çıkarılan arazilerin, halkın ferasetini gösterdiği için kimsenin ihaleye girmediğini ve bu arazilerin gelecekte önemli olduğunun altını çizdi. Eski belediye binası yerine inşa edilen kütüphane yerinin yoğun trafik nedeniyle yanlış olduğunu belirtti. Belediyenin satış politikalarını eleştirerek, kamu kaynaklarının yanlış kullanıldığını söyledi.
Belediyenin basına yönelik baskı politikalarına değinen Demirel, eleştirilerin cezalar ve reklam kesintileri ile bastırılmaya çalışıldığını çıktı. Basının halkın bilgi alma hakkının teminatı olduğunu belirtti ve belediye yöneticilerine şeffaflık çağrısında bulundu. Konya’da geçmişte uygulanan uygun fiyatlı belediyecilik döneminin günümüzde değiştiğine ve sürekli zamlar ve yüksek vergiler uygulandığına dikkat çekti. İnsanların ödedikleri ev fiyatlarının çok üzerinde ödemeler yaptığına ve halkın ezilmemesi gerektiğine vurgu yaptı.
Demirel, Türkiye’de liyakatin kalmadığını ve devlet protokolüne aykırı davranışları eleştirdi. Cumhurbaşkanının oğlunun karşılandıktan sonra protokole göre değil, kişisel displays ile karşılanmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Kamu görevlilerinin makam ve görevlere göre hareket etmesi gerektiğini ve kişiselleşmiş yönetim anlayışının hukuk devletine aykırı olduğunu belirtti. Devlet ciddiyetinin ve kurallarına uygun hareket edilmesinin önemine vurgu yaptı.
Demirel, Gazze meselesinin gündemden düşmediğini ve 10 Ekim 2025 tarihinden itibaren sürdürülen barış sürecinin ve garantör ülkelerin durumunu değerlendirdi. Türkiye’nin garantör ülkelerden biri olduğunu belirten Demirel, sözde garantörlerin fiilen bir şey yapmadığını kaydetti. Gazze’de yaşananların devam ettiğini ve binlerce kardeşimizin şehit olduğunu vurguladı. Gazze’ye desteğin sağlanmadığını ve mevcut politikaların yetersiz olduğunu eleştirdi. Dışişleri Bakanı’nın imzalamış olduğu silahsızlaştırma anlaşmasını da hatırlatarak, bölgedeki durumu değerlendirdi. Türkiye’nin destek vermediği ve müdahale edilmediği görünüyor. Demirel, milli görüş olmadan zulüm, pahalılık ve ezik insanların oluşacağını söyledi ve umutlarını koruyacaklarını belirtti. Konya’yı ve Türkiye’yi inşallah yeni bir seviyeye taşıyacaklarını aktardı.