SON DAKİKA
Reklam yükleniyor...
Ana Sayfa/Ekonomi/Devrimci Emekli Sendikası: Ölüm harçlığı olarak 18 bin 900 TL ifade edildi

Devrimci Emekli Sendikası: Ölüm harçlığı olarak 18 bin 900 TL ifade edildi

Devrimci Emekli Sendikası: "18 bin 900 TL bir aylık değil, bir ölüm harçlığıdır" Protesto ve açıklama TÜİK İstanbul Temsilciliği önünde toplanan Devrimci Emekli Sendikası (DEV Emekli-Sen) üyeleri, emekli maaşlarına yans…

Devrimci Emekli Sendikası: Ölüm harçlığı olarak 18 bin 900 TL ifade edildi
Reklam yükleniyor...

Devrimci Emekli Sendikası: "18 bin 900 TL bir aylık değil, bir ölüm harçlığıdır"

Protesto ve açıklama

TÜİK İstanbul Temsilciliği önünde toplanan Devrimci Emekli Sendikası (DEV Emekli-Sen) üyeleri, emekli maaşlarına yansıyan artış oranlarını protesto etti. Emekliler, "Artık bıçak kemiği delip geçmiştir. Karşımızdaki tablo, basit bir 'geçim sıkıntısı' değil, planlı ve programlı bir 'sosyal cinayet' girişimidir. Hükümetin uyguladığı ekonomi politikaları, enflasyonu düşürmek adı altında talebi kısmayı, yani halkın alım gücünü yok etmeyi hedeflemektedir" dedi. Emekliler, 18 bin 900 liranın bir aylık değil, bir 'ölüm harçlığı' olduğunu vurguladı.

TÜİK İstanbul Bölge Temsilciliği önünde düzenlenen eylemde, DEV Emekli Sen tarafından "Sadaka değil, insanca yaşam hakkımızı istiyoruz" başlıklı açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

"2026 yılının başında, ülkemiz tarihinin en büyük yoksullaşma operasyonlarından biriyle daha karşı karşıyayız. Siyasi iktidar, sermayenin karlarını korumak ve bütçe açıklarını emekçinin sırtından finanse etmek için hazırladığı 'kemer sıkma' politikasını sürdürüyor. Asgari ücretliye uygulanan sefalet ücretinin yanı sıra, emekliler ve kamu emekçileri de aynı saldırıya maruz kalmaktadır.

"Artık bıçak kemiği delip geçmiştir"

Burada sadece rakamları konuşmak değil, yoksulluğumuzun nedeni olan siyasi iktidar ve TÜİK’e hesap sormak bulunuyoruz. Ülkenin fabrikalarında, tarlalarında, dersliklerinde, atölyelerinde çalışan, değer üreten milyonlar olarak, bu tabloyu kabul etmiyoruz. Bu, planlı ve programlı bir 'sosyal cinayet' girişimidir. Hükümetin ekonomi politikaları, halkın alım gücünü azaltmaya ve enflasyonu düşürmek adına talebi kısmaya yöneliktir. En savunmasız kasetler ise örgütsüz emeklilerdir. 2025 yılının ikinci yarısındaki ekonomik göstergeler, 2026 Ocak ayında emeklileri bekleyen karanlık tabloyu ortaya koymaktadır.

"Resmi enflasyon dışında başka veriler de mevcut"

Vatandaşlarımız ve gerçek ekonomik veriler, iktidarın resmi enflasyon rakamlarının dışında, enflasyonun daha yüksek olduğunu göstermektedir. 'Enflasyonla mücadele' adına uygulanan politika, emekçilere ve memurlara yapılan zammın sadece% 12 civarında olmasını öngörüyor. Bu oran, pazar ve kira fiyatlarındaki artışlara göre oldukça düşük olup, reel gelir kaybını artıracaktır. Toplu sözleşmeyi ve enflasyon farkını dikkate alırsak, memur ve memur emeklilerinin toplam zam oranı yaklaşık % 18,4 civarındadır. Bu oran, yaşanan gerçek enflasyon karşısında yetersiz kalırken, ilk ayda eriyip gidecektir. Hükümet, yasa düzenlemesiyle en düşük emekli aylığını yaklaşık 18 bin 900 TL’ye çıkarma planına devam etmektedir. Günlük yaşam maliyetleri dikkate alındığında, bu tutar yaşam standardını karşılamaktan uzaktır. Ayrıca, ortalama emekli aylığının 23 bin 500 TL civarında kalması öngörülmektedir, bu da yoksulluk sınırının oldukça altında.

"Yapılan zamlar, gerçek enflasyonun çok altında"

'Kök aylık' sisteminden dolayı yaklaşık 4 milyon emekli, Ocak 2026 zamsından faydalanamayabilir. Eğer kök aylık, en düşük emekli aylığı sınırının altında kalırsa, hiçbir artış göremeyeceklerdir. Devlet kasasından çıkan para değişmeyecek, emeklinin eline geçen miktar da sabit kalacaktır. TÜİK’in açıkladığı enflasyon ile gerçek enflasyon arasında büyük fark vardır; TÜİK, fiyatları düşük gösterecek yöntemler kullanmakta ve emekli maaşlarını baskılamaktadır. Resmi enflasyon, sokak gerçekliği ile uyuşmamaktadır. TÜİK verileri, maaş ve zam oranlarının gerçek anlamda gelir kaybını gösterdiğini doğrulamaktadır. Bu kurum ve yöneticilerden hesap sorulacaktır.

"Sorun kaynak değil, tercih meselesidir"

Her zam döneminde hükümet yetkilileri, emeklileri enflasyona ezdirmediklerini ve bütçe imkanlarını zorladıklarını iddia ediyor. Ancak emeklilere ödenen maaşlar, primlerin ve alın terinin karşılığıdır; devlet, bu hakkı onlara ödemelidir. Kaynak yetersizliği bahanesiyle birçok büyük ödeme yapılırken, emeklinin maaşı düşük tutulmaktadır. Sorun kaynak değil, tercih meselesidir; iktidar, sermaye ve büyük şirketleri desteklerken, emekçiler ve emekliler bu yükü omuzlamaktadır.

"Ekonomik büyümeden ‘Refah Payı’ alınmalı"

DEE Emekli-Sen üyeleri taleplerini şu şekilde sıraladı: Gerçek enflasyon verileri dikkate alınmalı, ekonomik büyümeden gelen 'Refah Payı' maaşlara eklenmeli. Asgari ücretin altında kalmayacak şekilde taban aylık belirlenmeli ve tüm emekli aylıklarına seyyanen zam yapılmalıdır. Kök aylık uygulaması kaldırılmalı ve emekliler arasında eşitlik sağlanmalıdır. Ayrıca, sağlıkta katkı payları kaldırılmalı ve sağlık hakları iyileştirilmelidir. Sosyal sigorta ve sağlık kanunu yeniden düzenlenmeli, emeklilerin temsiliyetleri artırılmalı ve muhatap alınmalıdır.

Reklam yükleniyor...