Diyarbakır’daki vatandaşlar, yeni asgari ücretin 28 bin 75 lira olarak açıklanmasına tepki gösterdi ve bu rakamın kabul edilemez olduğunu belirtti. Asgari ücretin sefaletin adı olduğunu söylediler.

(DİYARBAKIR) - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere net asgari ücretin 28 bin 75 lira 50 kuruş, brüt asgari ücretin ise 33 bin 30 lira olduğunu duyurdu.
TÜRK-İŞ’in Kasım 2025 itibarıyla 29 bin 827 lira olarak hesapladığı açlık sınırının altında kalan asgari ücrete tepkiler devam ediyor.
ANKA Haber Ajansı’na konuşan Diyarbakır’daki işçi ve işverenler, belirlenen yeni asgari ücretin kabul edilemez olduğunu belirtti.
Nurettin Begüm, açıklanan rakamın TÜİK verileriyle uyuşmadığını, Sur ilçesinde kira ücretinin 15 bin lira olduğunu, aileyi düşününce imkanların zorlaştığını ve verilerin toplam maliyetleri karşılamadığını söyledi. Begüm, en az 35 bin lira olması gerektiğini belirtti ve zamların hemen ardından ulaşım gibi kalemlere zam yapıldığını ifade etti.
Mustafa Akkul ise asgari ücretin açlık sınırını altında kaldığını, 29 bin lira değil 59 bin lira civarında bir gelire ihtiyaç olduğunu söyleyerek, 28 bin lirayla geçinmenin mümkün olmadığını ve siyasi partilerin müdahale etmesi gerektiğini dile getirdi.
Nezir Gezer ise asgari ücreti "kölelik ve sefalet ücreti" olarak tanımlayarak, belirleyicilerin en az 5-6 maaş aldığını ve toplumdaki gerçek yaşam koşullarını görmeleri gerektiğini belirtti. Diyarbakır’da kiraların 15-20 kat yüksek olduğunu kaydetti.
Cemal Duru, asgari ücretin açıklanmasının ardından çok artan zamlar nedeniyle endişeli olduklarını belirterek, 40 bin lira olması gerektiğini, zamlar nedeniyle insanların zor durumda kalacağını söyledi.
İşveren Seyfettin Mutlu ise 28 bin lira ile halkın geçinemediğini, en iyi şartlarda bile birçok kişinin temel ihtiyaçlarını karşılamada zorlanacağını ifade ederek, uğradıkları maddi zorlukları ve insanların sıkıntılarını dile getirdi. Kendisi, 50 bin lira fazla ücret ödediğini ve çalışanlarının şartlarının kötü olduğunu belirtti.
Danimarka’dan Diyarbakır’a gelen Carlos Seçilmiş, Danimarka’da yaşayanların devlet tarafından vergi ve yardımlarla desteklendiğine dikkat çekerek, Türkiye’de ise zengin ve fakir olmak üzere iki sınıf kaldığını söyledi.