Gençlerin kaygıları, belirsiz dünyada ayakta kalma çabasıyla ilişkili. Sosyal medya ve başarı baskısıyla yoğunlaşan bu durum, ruh sağlığını da önemi bir hale getiriyor.

Bugünün gençliği kaygılı olarak etiketleniyor. Bu kaygı, çoğu zaman bir zayıflık değil, belirsiz bir dünyada ayakta kalma çabasının doğal bir sonucu olarak görülüyor. Geleceğin belirsizliği, sürekli kıyaslanma durumu ve başarı baskısı, gençler üzerindeki ağır bir yük oluşturuyor.
Sosyal medya, gençlere sürekli olarak daha fazlasını talep ediyor. Daha başarılı, daha mutlu, daha üretken olmaları gerektiği vurgulanıyor. Bu gürültü içinde yorulduğunu dile getirmek bile cesaret istiyor, çünkü durmak, geri kalmakla; dinlenmek ise vazgeçmekle karıştırılıyor.
Ruh sağlığı ise genellikle ertelenebilen bir mesele gibi algılanıyor. Oysa bir genç, iyi hissetmediğinde de değerlidir. Onların ihtiyacı daha fazla nasihat değil, yargılanmadan dinlenmek ve anlaşılmaktır.
Gençliği ayakta tutacak en önemli şey, hızlanmaları değil, bazen yavaşlamalarına izin verilmesidir. Çünkü nefes alabildiği bir alan bulduğunda, kaygı yerine umutla yoluna devam edebilirler.