SON DAKİKA
Reklam yükleniyor...
Ana Sayfa/Ekonomi/Gamze Şengel Taşcıer: Ücret artışlarının gerçek refahı yansıttığı bir düzen hedefliyoruz

Gamze Şengel Taşcıer: Ücret artışlarının gerçek refahı yansıttığı bir düzen hedefliyoruz

Gamze Şengel Taşcıer, TÜİK’in enflasyon verilerine ve hayat pahalılığına tepki göstererek, gelir ve ücret politikalarında reformun gerekliliğini vurguladı. Kalıcı çözümler hedefleniyor.

Gamze Şengel Taşcıer: Ücret artışlarının gerçek refahı yansıttığı bir düzen hedefliyoruz
Reklam yükleniyor...

Gamze Şengel Taşcıer: Ücret artışlarının gerçek refahı yansıttığı bir düzen hedefliyoruz

CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı Gamze Şengel Taşcıer, TÜİK'in enflasyon verisine tepki göstererek, yurttaşların temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı bir ücret düzeni kabul edilmediğini söyledi. Fiyat istikrarı ve enflasyonun kalıcı biçimde düşürülmesi ile hayat pahalılığının giderilmesini, emek gelirlerini korumanın vazgeçilmez koşulu olarak gördüklerini belirtti.

Gelir adaleti ve adil bölüşüm politikalarıyla, alım gücündeki erimenin kalıcı şekilde durdurulacağını ifade eden Taşcıer, güçlü sosyal devlet, hak temelli gelir güvencesi ve emeğin hakkını koruyan kalkınma modeliyle; ücret artışlarının yanıltıcı olmaktan çıkıp, emekçinin sofrasına ve yaşamına gerçek refah olarak yansıdığı bir düzen kurmayı amaçladıklarını söyledi.

Kurum ve veriler ışığında enflasyon ve alım gücü karşılaştırması

TÜİK’in aralık ayı enflasyon verileriyle SSK ve Bağ-Kur emeklileri ile memur ve memur emeklilerinin zam oranları netleşti. SSK ve Bağ-Kur emeklileri yüzde 12,19 zam alacak. Memur ve memur emeklilerinin ilk yarı zammı ise yüzde 18,61 olacak. Taşcıer, yaptığı açıklamada, 2025 yılının son enflasyon verilerinin, uzun süredir devam eden temel çelişkiyi tekrar teyit ettiğini dile getirdi. Ayda yüzde 0,89 artan enflasyonun, yıllık yüzde 30,89’a ulaştığını vurgulayan Taşcıer, verilerin, hayat pahalılığı ve gelir kaybının artmaya devam ettiğini gösterdiğine dikkat çekti.

Enflasyon rakamlarının, toplumsal refah ile uyuşmadığını belirten Taşcıer, iktidarın enflasyonla mücadeleyi oranlara odaklanan dar bir yaklaşımla ele almasını eleştirdi. Fiyat artış hızından öte, ücretlerin, emekli aylıklarının ve sosyal transferlerin konumunun da değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Türkiye’de esas sorunun, ölçülen enflasyon ile emekçilerin günlük yaşamda deneyimlediği geçim maliyeti arasındaki farkın hızla açılması olduğunu ifade etti.

Alım gücü kaybı ve temel tüketim harcamalarındaki artışlar

Resmi verilere göre, 2024 sonunda market harcamaları 5 bin 343 liradan 2025 sonunda 6 bin 821 liraya yükselmiştir. Süt, et, meyve gibi ürünlerde yüzde 30’un üzerinde artışlar yaşanmıştır. Kasım-Aralık 2025 döneminde market harcamaları %5 artarken, enflasyon yüzde 1’in altında kalmıştır. Bu durum, günlük hayat ile enflasyon rakamları arasındaki uyumsuzluğu göstermektedir. Türkiye’de yaygın ve sürekli bir alım gücü erozyonuna işaret eden bu tablo, ücretlerin nominal artışlarını yaşam maliyetlerindeki artışla karşılaştırıldığında, alım gücünün %14 azaldığını ortaya koymaktadır. 2024 sonu ve 2025 sonunda, asgari ücretin reel değeri düşmüş ve yaşam standardındaki kayıplar devam etmiştir.

Örneğin, 2024 sonunda asgari ücretle 38 kilogram dana eti alınabilirken, 2025 sonunda %27’lik artışa rağmen yalnızca 32 kilo alınabilmektedir. Memur ve memur emeklilerinin durumu da aynıdır; toplu sözleşmelerde, gerçekleşmiş enflasyonun gerisinden artışlar yapılmaktadır. Bu da, ücretlerin refah üretmek yerine, kaybın hızını sınırlandırdığını göstermektedir.

Emeklilerin durumu ve alım gücü kaybı

Emekliler açısından da durum oldukça kötü seviyededir. En düşük emekli aylığı yaklaşık 18 bin 900 lirada kalacak. Bu tutar, aynı evde yaşayan iki emeklinin toplam aylık gelirinin yaşam maliyetini karşılamaktan uzaktır ve yoksulluk sınırının yüzde 81 altında kalmaktadır. Yoksulluk sınırı yaklaşık 30 bin liradır. En düşük emekli aylığı ile 6 gram altın alabilen bir emekli, 2026 yılında yapılması önerilen %12’lik artışla birlikte, yaklaşık 3 gram altın alabilir hale gelecektir. Bu, emekli aylıklarının reel olarak yaklaşık yüzde 50 değer kaybettiğine işaret etmektedir.

İşte bu durumda, çalışarak veya emekli olarak, birçok kişi yoksullaşmaktadır. Geliri olan ama güvencesi olmayan, bordrosu olan ama refahı olmayan birçok insan bulunmaktadır. Temel ihtiyaçlar bile erişilebilir olmaktan çıkmaktadır.

Genel değerlendirme ve politika önerileri

Ekonominin değerlendirilmesi, yalnızca bilanço göstergeleri ile değil, yaşam koşullarıyla yapılmalıdır. Fiyat ve gelir istikrarı sağlanmadığı sürece, toplumsal refah mümkün değildir. Enflasyonu düşürmek adına uygulanan politikalar; ücretleri ve emekli aylıklarını baskılayınca, yoksulluğu kalıcılaştırır. CHP bu durumu doğru tespit etmekte ve çözüm yollarını, ücretleri, sosyal güvenliği ve adil bölüşümü esas alan yaklaşımlarda görüyor. Emek sınıfı, fakirleşmeye mahkûm değildir ve insanca yaşamı güvence altına alan, gelirleri koruyan politikalarla çözüme ulaşılabilir. Earnlık ve refah hak olup, kamusal sorumluluktur. Her yurttaşın güvenceli ve insanca yaşayabileceği bir düzen için, yalnızca nominal artış değil, gerçek alım gücünü koruyan politikalar gereklidir.

Etiketler:

ekonomiguncelsosyalrefah
Reklam yükleniyor...