Genel Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Uğur, sağlık kurumlarının risk sınıfını düşürmeye yönelik girişimlere tepki göstererek, güvenliği güçlendiren politikaların uygulanması çağrısında bulundu.

Genel Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Derya Uğur, "Ekonomik gerekçelerle iş güvenliğinden tasarruf edilemez. Sağlık kuruluşlarının tehlike sınıfını düşürmeye yönelik bu girişimden derhal vazgeçilmelidir. Yapılması gereken, güvenlik standartlarını geriletmek değil, çalışan güvenliğini esas alan, önleyici ve koruyucu iş sağlığı ve güvenliği politikalarını güçlendirmektir" dedi.
Genel Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Derya Uğur, Sağlık Bakanlığı’nın sağlık hizmeti sunan kamu kurum ve kuruluşlarını iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında "çok tehlikeli" sınıftan çıkarıp "tehlikeli" sınıfa alma girişimlerine tepki göstererek yazılı açıklama yaptı.
Uğur, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Son günlerde sağlık bakanlığının sağlık hizmeti veren kamu kurum ve kuruluşlarının, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında 'Çok Tehlikeli' sınıftan çıkarılarak 'Tehlikeli' sınıfa alınmasına yönelik girişimlerini büyük bir kaygıyla takip etmekteyiz. Açıkça ifade ediyoruz ki bu girişim; bilimsel gerçeklerle, sahadaki çalışma koşullarıyla ve halk sağlığının gerekleriyle bağdaşmamaktadır. Sağlık kuruluşları, biyolojik etkenlerden kimyasal maddelere, radyasyondan kesici-delici aletlere, yoğun iş temposundan şiddet vakalarına kadar çok sayıda riskin aynı anda ve sürekli olarak yaşandığı çalışma alanlarıdır. Bu riskler geçici değildir, ortadan kalkmış değildir ve azalmamıştır. Aksine sağlık emekçileri bu risklerle her gün, her vardiyada, doğrudan karşı karşıya kalmaktadır. Dolayısıyla tehlike sınıfının düşürülmesi, bilimsel bir iyileşmenin değil, mevcut risklerin yok sayılmasının ifadesidir."
Uğur, risklerin devam ettiği bu alanlarda, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun amacının çalışanların yaşamını ve sağlığını korumak olduğunu belirtti. Riskler sürerken tehlike sınıfının düşürülmesi, çalışanlara verilen eğitimlerin azalması, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi tarafından ayrılan sürenin kısalması ve risk değerlendirmelerinin yüzeyselleşmesi sonucunu beraberinde getirir. Bu durum, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının artmasına yol açar.
Sağlık çalışanlarının güvenliğinin, toplumun güvenliği olduğunu vurgulayan Uğur, pandemi sürecinin de gösterdiği gibi, sağlık emekçilerinin korunmasının sağlık sisteminin dayanıklılığı açısından önemli olduğunu kaydetti. İş güvenliği ve çalışanların güvenliği, sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği için temel unsurlardır.
Ekonomik gerekçelerle iş güvenliğinden tasarruf edilemeyeceğini ifade eden Uğur, hastanelerin stratejik önemi ve koşulları gereği bu kurumların maliyetleri düşürmek adına riskleri azaltmasının doğru olmadığını belirtti. Kısa vadeli tasarrufların, uzun vadede daha ağır bedeller doğuracağını vurguladı. Genel Sağlık-İş olarak, sağlık kurumlarının risk sınıfını düşürme girişimlerine derhal son verilmesini talep ediyoruz. Güvenlik standartlarını azaltmak yerine, çalışanların güvenliğini esas alan politikaların güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyoruz.