SON DAKİKA
Reklam yükleniyor...
Ana Sayfa/Kültür Sanat/Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak Hayatımız boyunca, içlerinde layık olmadıklarımızın da bulunduğu çeşitli rüya görürüz. Gündelik, bilinçaltı ürünleri, şeytani ve rahmani nitelikte; çelişen, birbirini geçersiz kılan çocukluk, gençlik…

Hüzeyme Yeşim Koçak
Reklam yükleniyor...

Hüzeyme Yeşim Koçak

Hayatımız boyunca, içlerinde layık olmadıklarımızın da bulunduğu çeşitli rüya görürüz.

Gündelik, bilinçaltı ürünleri, şeytani ve rahmani nitelikte; çelişen, birbirini geçersiz kılan çocukluk, gençlik ve yaşlılık rüyaları, toprağa semaya bakan hayaller, farklı sınıflamalar, renkli ve siyah-beyaz görüntüler, dünyevî ve uhrevî arzular, karabasanlar ve kuruvasanlar gibi çeşitli hayaller, tat ve ruh zevkleri…

Kâh bodrum katlarda, yeraltında dolaşır; kâh uçuk kaçık gökyüzünde alem seyrederiz, bu temaşadan doyamayız (nerde?).

Sağlam olmayan düşünceleri, rahatsızlık verici durumları görmek bizi sıkabilir, uzadıkça güvenebilir ve alışkanlık hâline getiririz. Bir kere alışmışızdır, bu da bir teselli kaynağıdır.

Rüya ve gerçek, birbirine karışıp karışıp gider. Sarıldıklarımız, bizi sıkıntıya sokar ve boğar. Sahte parlatılmış insanlık rüyaları vardır: insani özümüzü paraya satan, yapay cennet hayalleri ve sanrılarıyla gaflet uykularına dalanlar, kör kuyuların hastalıklarına yakalananlar.

Rüyalar derecesinde bizi yorar ve yoğurur. Böylece, bir karar ve yön bulma imkânı kalmaz tamamen. Uzunca sürer, akıntılara ve girdaplara kapılırız. Karanlıkla iç içe olup, tasallutuyla gerçeğimiz olur. Kâbuslar sık sık gözümüze sokulur.

Değerli yazar Fatma Tutak’ın güzel bir yazısında geçen isim: “Bizi Yoran Rüyalar” örneğin. Kararsız ve mütereddit kaldığımızda, rüyalar arasında gidip geliriz. Gökyüzünden yeraltına bilet alırız, düşüş yaşarız.

Rüyalara güvenilir mi? Sağlıklı mı, hikmetli mi?

Kimin gözü, kimin nazarı dünyalık düşüncelerle değerlendirilir?

Uyanmak istemediğimiz zamanlar da olur ve, keşke hiç uyanmasaydık, ölsem de bu görmem diye iç geçiririz.

İzleme ve seyir sonucu oluşan notlar... Rüya karnesi. Bazıları çöpe atılır, bazıları güzelleştirilir ve satılır; tatlı yalanlar ve acı gerçekler meydanda.

Başkalarının rüyalarına da girer, aynı düşleri görürüz. Kiminde üzüntü çeker, zanlılardan, belirsiz düşmanlardan savaş açar, sulh yapar veya keyfe dalarız.

Kisvelerimiz, rollerimiz, sahnelediğimiz oyunlar ne kadar zengin ve gerçekçi olursa, hangisi hakikat hangisi sahte karıştırılır.

Elemler, kahırlar, umular. Bir ümitle yeşerenler, sevgiyle yoğurulanlar. Hamur ve sevgi mayası katkılarıyla şekillenir.

Bazıları ise bizi besler, ortak rüyalarımız bulunur. Büyük umutlar, hareketler, gönül sevkleri ile doludur. Nizamı Âlem Ülküsü, Büyük Türkiye Rüyası, Kızıl Elmalar, Eşref-i Mahlûkat olma sancısı ve Türk Cihan Hakimiyeti Mefkûresi…

Her dönem öne çıkan hayaller farklı olabilir ya da isimleri değişir. “Çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak” da hedefler arasındadır.

Kutlu kelimeler, cümleler, tarih sayfaları ve zengin kaderler yazma tutkusu, derin rüyalar ve umutlar barındırır. Yüce hayaller ve ümitlerle iç içe geçmiş, sahiplerini, gönüllüleri ve seslendiricilerini bekleyen çok sayıda insan vardır.

Bizi gönülden razı edecek ve ruhumuzu şenlendirecek rüyalar ararız; en azından bizi kafesten kurtaracak ve ufuk açacak muştulu rüyalar vardır.

Başka fikirlere bakarız, “Hayrolsun” diyerek, o güzel sözlerin ardından gelen iç rahatlatan yorumları bekleriz. Gün ışığında, acı gerçekleri tersine çevirir ve karaları pembeye dönüştürürüz.

Açıkça öngörürüz ki, hayat boyunca en çok istediğimiz, en güzel, en büyük ve anlamlı rüyalar görmektir. Ve sonra, başımızı yastığa gömer, yeni bir rüyanın kucağında uyanırız.

Sonuç olarak, dünya denen hayal bahçesinden geçer gideriz.

Reklam yükleniyor...