İstanbul Tabip Odası, tıpta uzmanlık eğitiminde yaşanan kalite kaybına dikkat çekti. Ekonomik ve siyasi müdahalelerin eğitim planlamasında etkili olduğunu vurgulayan açıklamada, acil ve kalıcı adımların atılması çağrısı yapıldı.

İstanbul Tabip Odası, tıpta uzmanlık eğitimine dair yayımladığı açıklamada, uzmanlık eğitiminde kalite kaybına dikkat çekti. Açıklamada, eğitim planlaması ve denetiminde ekonomik kaygıların ve siyasi müdahalelerin etkisine vurgu yapıldı. Bir ülkenin sağlık sisteminin geleceğinin, nitelikli eğitime bağlı olduğunu belirten açıklamada, tıpta uzmanlık eğitimlerinin piyasa değil, tıbbın bilimsel ve etik gerekleri temel alınarak planlanması gerektiği ifade edildi. Bu doğrultuda acil ve kalıcı çözümler üretilmezse, hem sağlık çalışanları hem de toplumun olumsuz etkileneceği vurgulandı.
İTO, “Tıpta uzmanlık eğitimi can çekişiyor” başlıklı açıklamasında, fakültelerin ve eğitim hastanelerinin fiziki koşulları, eğitici kadro yeterliliği ve hizmet kapasitesi dikkate alınmadan açılan kadrolar nedeniyle uzmanlık eğitiminde nitelik kaybı yaşandığını belirtti. Ekonomik ve siyasi müdahalelerin eğitim planlamasını olumsuz etkilediğine işaret edildi. Bir ülkenin sağlık sisteminin sürdürülebilirliği için nitelikli uzman hekimlerin yetiştirilmesi gerektiği vurgulandı. Bu hedefe ulaşmanın, iyi planlanmış ve denetlenebilir bir eğitimle mümkün olacağı söylendi. Türkiye’deki eğitim politikalarının, uzun süredir başarısız olduğu ve bu başarısızlığın uzmanlık eğitimine de yansıdığı ifade edildi.
Uzmanlık eğitiminde niceliğin ön plana çıkarılması nedeniyle eğitimin kalitesinin giderek azaldığı anlatıldı. Niceliği önceleyen yaklaşımın sonucu olarak, tıp fakülteleri ve eğitim hastanelerinin fiziki koşulları, eğitici kadro ve hizmet kapasitesinin göz ardı edilmesiyle asistan hekim kadrolarının orantısız artırıldığı kaydedildi. Cumhurbaşkanı’nın hekimlerin yurt dışına göçüne ilişkin sözleri, asistan hekim kadrolarında kontrolsüz artışa yol açtı. Bu süreçte, bazı eğitim kliniklerinde eğitim ortamlarının fiilen işlevsiz hale geldiği belirtildi. Son 10 yılda, asistan hekim sayısında ciddi artışlar olduğunu vurgulandı. 2016’da 23.149 olan sayı, 2023 itibarıyla 48.091’e yükseldi. Bu artışın eğitici kapasiteyle orantısız olduğu ve eğitim ortamlarının yüzde yüz oranında olumsuz etkilendiği ifade edildi.
Tıpta uzmanlık eğitiminin planlanması ve denetlenmesi görevinin Tıpta Uzmanlık Kurulu’na (TUK) verildiği, ancak siyasi müdahaleler nedeniyle kurulun etkinliğinin azaldığı belirtildi. TUK’un 16 üyeli yapısında, Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) yalnızca bir üye ile temsil edilmesi, mesleki özerkliği ve denetim kapasitesini zayıflattı. Bu durum, karar alma süreçlerini olumsuz etkiledi. Eğitim kurumlarındaki artış, özellikle vakıf üniversiteleri üzerinden gerçekleşiyor. İstanbul’da vakıf hastanelerinin en yoğun olduğu il konumunda olması dikkat çekti. Bazı vakıf üniversitesi hastanelerinde, uzmanlık eğitimi alan asistanlara eğitim ve muayene olanağı sağlayan öğretim üyesi atanmadığı ve hasta muayene ile ameliyat yapma imkanlarının bulunmadığı bildirildi. Meslektaşlar, bu sorunları fakülte dekanlıkları ve ilgili kurumlara iletmelerine rağmen, çözüme kavuşmadı. Ayrıca, özel hastanenin satılmasıyla, asistan hekimlerin eğitimlerinin durdurulduğu ve izinlerinin iptal edildiği de basına yansıdı. “Afiliye hastane” uygulamasının, tıpta uzmanlık eğitiminin istismar edilmesine neden olduğu ve bu uygulamanın, özel hastanelerin SGK’dan ek ücret alması ve prestij kazanmalarını sağlarken, eğitimin niteliğini olumsuz etkilediği ifade edildi.
Bu konuda yapılan uyarılara rağmen, tıp eğitiminin piyasaya terk edilmek istendiği ifade edildi. Sağlık sistemi ve eğitim politikaları, eğitimin para getiren bir faaliyet olarak görülmesine neden olmuştur. Tıbbi bilginin ulaştığı seviyenin dikkate alındığı uzmanlık eğitimi, iyi planlanmalı ve denetlenmelidir. TUK’un bileşimi ve yetkileri yeniden düzenlenmeli, mesleki bağımsızlık güçlendirilmelidir. Fakülte ve hastanelerdeki sorunlar giderilmeli, eğitim ortamları iyileştirilmelidir. Bu adımlar gerçekleştirilmediği takdirde, uzmanlık eğitiminin kalitesinin daha da düşeceği ve sağlık sistemine olumsuz yansıyacağı belirtildi.