Selçuk Üniversitesi uzmanı, Konya'daki barajların kritik seviyeye yaklaştığını ve su krizinin 2030'u aşmadan önlenmesi gerektiğine dikkat çekti. Yanlış sulama ve planlamalar ekonomiyi de olumsuz etkiliyor.

Hakimiyet Hayat programında Almina Yıldız’ın konuğu olan Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Doktor Öğretim Üyesi Mehmet Akif Kalender, iklim değişikliği ve tarımsal su yönetimi konularında önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin su kaynaklarının hızla azaldığını ve özellikle Konya Havzası'ndaki barajların kritik seviyelere ulaştığını söyledi.
Kalender, sıkça dile getirilen 2030 yılı öngörüsüne rağmen, bu sürecin hızlandığını ve 2026 yılı Birleşmiş Milletler verilerine göre sıcaklık artışının su kaynaklarını beklenenden daha hızlı tükettiğini belirtti. Konya'daki Altınapa, Bağbaşı, Avşar ve Bozkır barajlarındaki seviyelerin düşüşlerinin sürdüğünü ve bu durumun gelecekte tarımsal üretim açısından ciddi sorunlar yaratabileceğini ifade etti.
Su kıtlığının çevresel olduğu kadar ekonomik bir kriz olduğunu aktaran Dr. Kalender, yeraltı suyu kullanımındaki maliyetlerin vatandaşa yansıdığını söyledi. Yağışların azalmasıyla yeraltı su seviyesinin düştüğünü ve suyu yüzeye çıkarmak için daha fazla elektrik enerjisi gerektiğini belirtti. Bu da maliyetleri artırırken, marketlerdeki ürün fiyatlarını yükselttiğini dile getirdi.
Ayrıca, su sıkıntısı nedeniyle bazı bölgelerde kullanılan sanayi atık sularının ağır metaller içerdiği ve bu durumun gözle görülmediği uyarısında bulundu. Evsel atık suların meyve ve peyzajda kullanılabileceğini, ancak sebze yetiştiriciliğinde riskli olabileceğini söyledi.
Selçuk Üniversitesi’nin akademik çalışmaları, tarımda maliyetleri azaltmak amacıyla yapılan bazı uygulamaların ekonomik zarara yol açtığını gösterdi. Dr. Kalender, mısır tarımı örneğinde, normalde 70 santimetrelik ekim aralığıyla yapılması gereken uygulamanın, maliyet kaygısıyla 140 santimetreye çıkarıldığını ve bunun verim ve su tasarrufunu olumsuz etkilediğini belirtti.
Doğru kurulumun uzun vadede ekonomik açıdan daha kârlı olduğunu ifade eden Kalender, suda yaklaşık %33 oranında tasarruf sağlandığını ve ürün veriminde %27 artış görülebildiğini ekledi.
DSİ verilerine göre Türkiye'nin toplam su potansiyelinin %77’sinin tarımda kullanıldığını hatırlatan Kalender, bireysel tasarrufun önemine değindi. En etkili çözümün ise tarımsal planlamadan geçtiğini belirtti. Kalender, yağmur suyunun toplanması amacıyla bina çatı sistemlerinin su depolamaya uygun hale getirilmesi ve tarlalarda suyun kök bölgesinde tutulabilmesi için eğim çalışmalarının yapılmasını önerdi.
Küçük bahçe sahiplerine de pratik tavsiyelerde bulunan Kalender, damla sulama yönteminin kullanımını, toprağa saman veya talaş karıştırılarak buharlaşmanın engellenmesini ve sulama işleminin akşam saatlerinde yapılmasını önerdi. Ruhsatsız kuyuların denetiminin arttırılması gerektiğine de dikkat çekti. Gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakmanın temel amacı olduğunu belirtti.