Manevi hastalıklar, ruhsal dengeyi bozan ve olumsuz sonuçlara yol açan durumlar olarak ele alınmaktadır. Kibir, hırs ve haset gibi kötülükler hakkında bilgiler verilmektedir.

İnsan bedeninde fiziki hastalıklar bulunması gibi, manevi hastalıklar da mevcuttur. İnsanlar bu hastalıklar için tıbba başvurur ve doktorlara veya psikologlara giderler.
Örnek olarak, kalbin durumu ele alınabilir. Kalpte ritim bozukluğu, kapak hastalıkları veya kalp yetmezliği gibi fiziksel hastalıklar olabilir. Bu hastalıklar artınca, vücudun tüm dengesi bozulabilir. Tıp, bazen ilaçlar aracılığıyla bu durumu düzeltse de, bazı manevi ve ruhsal hastalıklar buna çözüm olmayabilir. Bu yazımızda, kalbin manevi hastalıklarından sadece üçüne, kibir, hırs ve hasetten bahsedilecektir.
İslam alimleri, devlet adamlarına ve toplumun çeşitli kesimlerine yönelik mektuplar yazarak tavsiyelerde bulunmuş, yüz yüze görüşmelerde de toplumsal meseleleri dile getirmişlerdir. Bu görüşmelerde alınacak tedbirler anlatılmıştır.
Tabiinden büyük hadis alimi Avn b. Abdullah (ra), Irak'ta Büveyhi devlet veziri Fazl b. Muhallebi'yi ziyaret etmiş ve ona nasihatlerde bulunmuştur.
El-Bakara suresi 34. ayette Allah (cc) buyurur: “Meleklere, Âdem'in önünde saygı göstermek amacıyla secde edin.” İblis hariç tüm melekler secde etmiş, İblis ise kibirlenmiştir. Kibir, Allah’ın (cc) sıfatıdır. Kulların ise mahluk oldukları ve Rabblerine itiraz değil, itaat etmeleri gerektiği vurgulanmıştır. Kibir, şeytanın sıfatıdır. İnsanlar, fani ve ölümü mubahlıkla karşılayan varlıklar olduklarından, neden kibirlenirler ki? İblis’in itirazı, ilahi huzurdan kovulmasına neden olmuştur. Bu nedenle, kişi de kibirden sakınmalı ve tevazu göstermelidir.
Hicr suresi 34. ayetinde ise Allah (cc) buyurur: “Çıkın oradan.” Ayete uygun olarak, Hz. Âdem (as) ve Havva validemiz dünyaya indirilir. Yıllarca tövbe edip, ağladıktan sonra duaları kabul olur. Allah (cc), öncelikle Hz. Âdem’i (as) ve ondan sonra Havva’yı yaratmış, onları cennete koymuştur. Cennette her türlü nimet vardı, yalnızca bir ağaca yaklaşmamaları emredilmişti. Ancak, Hırs yaparak yasak meyveyi yediler. Şeytan, Allah’ın adını kullanarak onları aldatmıştır. Hırs yapmanın cezası, yıllarca Havva’dan ayrı kalmak ve tövbe ile yaklaşmak olmuştur. Bu olay, hırs ve itaat edilmemesi konularında ibretliktir.
Hz. Âdem (as) ve Havva validemizden kalan sünnet, günahlar için tevbe edip, megettiğine çok ağlamaktır. Avn b. Abdullah, Maide suresi 27. ayetiyle ilgili olarak, Allah (cc)’ın peygamberimize iki oğlun hikayesini anlatmasını buyurduğunu belirtmiştir. Hz. Âdem’in oğulları Kabil ve Habil arasındaki hased, büyük bir tehlike ve kâbiliğin kardeşi Habil’i öldürmesine neden olmuştur. Hased, ateş gibi yakar ve amelleri yok eder.
Avn b. Abdullah, üç önemli tavsiyede bulunur: “Kibir etme, haset etme, hırs yapma.” Bu hastalıkları uygulayanların kalpleri huzur bulur. Kibir, şeytanın sıfatıdır; Hırs ise Hz. Âdem ile Havva’nın cennetten çıkarılmasına yol açmıştır. Haset ise kardeşi kardeşiyle karşı karşıya getirerek, büyük felaketlere neden olmuştur. Bu örnekler, ibret olması açısından verilmiştir.
Hastalığın teşhisi yapıldıktan sonra, tedavi yolları ikinci bölümde anlatılacaktır. Son olarak, Rabbimiz’in bu ve benzeri hastalıklardan bizleri korumasını niyaz ederiz. Amin.