Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyonda düşüş trendinin devam ettiğini ve bozulma olmadığını belirtti. Ocak ayındaki yüksek faiz ödemelerinin 2016’da ihraç edilen TÜFE endeksli borçtan kaynaklandığını açıkladı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyonda aşağı yönlü seyirin sürdüğünü vurgulayarak, "Bir yavaşlamadan bahsedilebilir. Fakat sebebine inmek lazım. Eğer gerçekten gıda ağırlıklıysa, mevsimsel etkilerle yüksek bir rakam geldiyse onu doğru okumak lazım. Dezenflasyonda, enflasyonun aşağı yönlü inmesinde bir bozulma yok" dedi. Şimşek, ocak ayındaki yüksek faiz ödemelerinin 2016’da ihraç edilen TÜFE endeksli bir iç borç senedinin vadesinden kaynaklandığını belirterek, "Faiz ödemelerinin yüzde 53’ü tek bir kâğıdın vadesinin dolmasından kaynaklanıyor. Yıllarca bu faizi ödememişsiniz. Enflasyon farkı faiz olarak birikmiş, birikmiş, ocak ayına denk gelmiş. Kalkıp buradan bir hikâye üretmek için ya cahil olmak lazım ya da kötü niyetli olmak lazım" ifadesini kullandı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, NTV’de ekonomi ve maliye politikalarında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Küresel ekonominin görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, "Geçen sene küresel ekonomi yüzde 3,3 civarı büyüdü" ifadelerini kullandı.
İçinden geçilen konjonktür dikkate alındığında büyümeyi "oldukça da makul ve dirençli bir büyüme" olarak tanımlayabileceklerini belirten Şimşek, "Bu muhtemelen bu sene de devam eder. Yani büyüme ılımlı bir seyir izleyecek. Ama risk iştahı büyümeye göre güçlü. Çünkü gelişmekte olan ülkeler daha hızlı büyüyor" dedi.
Enerji fiyatlarına ilişkin olarak, "İran'la ilgili belirsizlik olmasaydı çok büyük ihtimalle petrol fiyatları 60’lı dolarları aşmazdı" diyen Şimşek, mevcut artışların büyük oranda İran riskinin fiyatlanmasından kaynaklandığını, bunun da geçici bir riskin fiyatlanması olduğunu söyledi.
"Belirsizliklerin olduğu bir coğrafya ama politikaya ilişkin öngörülebilirlikte ciddi bir artış var"
Şimşek, yurt dışında yabancı yatırımcılar ile temaslarında yoğun bir ilgiyle karşılaştıklarını kaydederek, "İlk defa bu kadar yoğun ilgi görüyorum. Yani gerçekten bu yoğunluktaki ilgiyi en son 2013 yılında hatırlıyorum" dedi. Türkiye'nin güçlü bir hikayesi olduğunu söyleyen Şimşek, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bir dezenflasyon var. Büyüme çok dirençli bizde. Yani bu kadar sıkı para politikasına, sıkı maliye politikasına rağmen büyüme çok güçlü seyretti. Bir dezenflasyon var. Büyüme çok dirençli bizde. Sıkı para ve maliye politikasına rağmen büyüme çok güçlü seyretti. Türkiye bir süredir, politikalarında oldukça tutarlı. Belirsizliklerin olduğu bir coğrafya ama politikaya ilişkin öngörülebilirlikte ciddi bir artış var. Dolayısıyla dayanıklı bir yapı var. Bugünkü konjonktüre göre güçlü bir büyüme var."
Bütçe disiplininin çok hızlı bir şekilde sağlandığını dile getiren Şimşek, "Büyük bir deprem felaketinin yaralarını sardık. EYT'nin etkilerini önemli ölçüde yönettik, telafi ettik. Bütün bunlara rağmen bütçe açığının milli gelire oranı geçen sene yüzde 2,9'a düştü. Gelişmekte olan ülkelerde ortalama yüzde 6,3. Borcumuz gelişmekte olan ülkelerin borcunun üçte birinden az" dedi.
"Bütçe açığı yüzde 3’ün altına indirildi"
Şimşek, bütçe dengesine ilişkin olarak, "Bütçe açığının yüzde 5'in üzerinde yüzde 3'ün altına düşürülmesi önemli bir başarıdır. Geçen sene faiz dışı fazlaya geçtik. Milli gelirin yüzde 0,4’ü kadar faiz dışı fazla verdik" şeklinde konuştu.
Şimşek, borçlanma stratejisindeki değişimi şöyle aktardı: "Bu yıl ilk çeyrekte 100 lira Hazine borç ödeyecek, 80 lira borç alacak. Yıl sonunda ise 100 liralık borç ödemesine karşılık daha az borç alınacak".
"Cari açık yüzde 5,5’ten yüzde 0,8’e düştü"
Şimşek, 2023’te cari açığın milli gelire oranının yüzde 5,5 civarında olduğunu belirterek, "Şimdi bu oran 2024'te yüzde 0,8'e düştü" dedi. Türkiye’nin 2024’te altın hariç cari fazla verdiğini kaydetti. 2025’te ise altın hariç cari açığın yüzde 0,3 olduğunu ve yaklaşık sıfıra yaklaştığını söyledi. Dış borç oranındaki azalmaya da değinen Şimşek, "Türkiye'nin dış borcunun milli gelire oranı yüzde 50’nin üzerinden yüzde 35-37 civarlarına düştü" dedi.
Şimşek, KKM’nin dış kırılganlığı artıran bir yükümlülük olduğunu belirterek, "Zirvede 2023'ün ortasında 143 milyar dolara çıkan KKM stoku büyük oranda kaldırıldı" diye ekledi.
"Dezenflasyonda, enflasyonun aşağı yönlü inmesinde bir bozulma yok"
Şimşek, enflasyonla mücadele programının hükümetin en temel önceliği olduğunu, diğer makro sorunlarda önemli gelişmeler sağlandığını kaydetti. İki ana gündemin bulunduğunu; yapısal dönüşüm ve dezenflasyon. Ocak ve şubat ayı verilerini değerlendiren Şimşek, "1-2 aylık veriler üzerinden değerlendirme herkesin takdiri. Biz ocak ve şubat ayları iyi gelsin diye de bu konudaki kararlı uygulamalarda gevşemeye gitmeyecektik" dedi. Son verilere göre bir yavaşlamadan söz edilebileceğini, bunun geçici faktörlerdeki etkiden ibaret olabileceğini belirtti. Şimşek, "Burada dezenflasyonda bir bozulma yok. Bir yavaşlamadan bahsedilebilir. Fakat sebebine inmek lazım. Eğer gerçekten gıda ağırlıklıysa, mevsimsel etkilerle yüksek bir rakam geldiyse onu doğru okumak lazım. Yani dezenflasyonda, enflasyonun aşağı yönlü inmesinde bir bozulma yok" diyerek, Ocak ayı gıda enflasyonunun ortalamalara kıyasla yüksek olduğunu vurguladı. Ayrıca, "Yüksek gıda enflasyonu, yağışların iyi olduğu dönemlerde, özellikle taze sebze meyve kaynaklıysa, önümüzdeki aylarda geçen dönem ortalamalarının altına düşebilir" ifadelerini kullandı.
Şimşek, enflasyonla mücadelede yalnızca para politikasının yeterli olmadığını, maliye politikası ve arz yönlü tedbirlerin de önemli olduğunu belirtti. Yeniden değerleme oranını yüzde 25 değil, yüzde 19’un altında belirlediklerini ve akaryakıt, tütün, alkollü içeceklerde maktu vergilerin artırılmasını yavaş yaptıklarını anlattı. Ayrıca, arz yönlü politikaların, konut arzını artırma ve gıda arzını destekleme alanlarındaki çalışmalara dikkat çekti. Konut ve tarıma yönelik plan ve projelerle ilgili bilgiler verdi. Ayrıca, yüksek faiz ödemelerine ilişkin konuşan Şimşek, 2016’da ihraç edilen TÜFE endeksli iç borç senetlerinin, faiz ödemelerinin yüzde 53’ünün davranışını vadesi dolmuş bir tek kağıttan kaynaklandığını söyledi. Bu borçların, yıllarca faizi ödenmemiş, enflasyon farkı faiz olarak birikmiş ve ocak ayında ödenmiş. Şimşek, bu durumu "kötü niyet veya cahil olmak" olarak nitelendirmekte; aynı zamanda uzun vadeli yapının önemli olduğunu vurgulamaktadır.
Şimşek, yeni vergi artışlarının gündemde olmadığını belirterek, gelir vergisi, kurumlar vergisi ve KDV’de şu anda bir artış planı bulunmadığını kaydetti. Vergi politikalarında iki temel önceliğin olduğunu söyledi: vergi etkinliği ve adaleti. Ayrıca, vergi oranlarının zaman içindeki düşüşüne dikkat çekti ve toplam vergilerdeki oranların uzun süredir ilk defa azaldığını belirtti.