Merkez Bankası, politika faizi ve piyasayı fonladığı faizde değişiklik yapmayarak, Nisan ayında faiz artırımı olabileceği mesajı verdi. Bu açıklama piyasalarda temkinli bir duruşun sürdüğünü gösteriyor.

Merkez Bankası'nın Kurul toplantısında, politika faizi ve piyasayı fonladığı faizde değişiklik yapılmadı. Buna ek olarak, gelişmelere göre piyasalara, Nisan ayında faiz artırımı olabileceği yönünde mesaj verildi. Bu mesajın, dövize talebi engellemek için iletildiği düşünülürken, çok mecbur kalmadığı takdirde faiz artırımından kaçınılması planlanıyor.
Merkez Bankası, 3 yıla yaklaşan ekonomik programına rağmen, enflasyon beklentilerini henüz önleyemedi. İran savaşı ve yükselen petrol fiyatları gibi gelişmeler, enflasyonist baskıları artırdı.
Savaş başladığında alınan önlemler kapsamında, politika faizi %37’den değiştirilmedi, piyasayı fonladığı faiz ise 40’a yükseltilerek, fiili ek sıkılaştırma sağlandı. Bu adımla, iç piyasadaki döviz talebi engellenirken, yabancı çıkışları yavaşlatıldı. Şubat ayı başından itibaren, savaşın etkisiyle döviz rezervleri 25 milyar dolar azaldı.
Savaşın süresi, dünya ve iç piyasalar açısından belirsizlik yaratıyor. Merkez Bankası, böyle bir ortamda %37’lik politika faiz oranını düşürmeyi düşünmüyor. Ayrıca, faizleri artırmasa da, fonlama faizini birkaç puan yükseltebileceği tahmin ediliyordu. Ancak, Merkez yönetimi, her iki faiz oranını da değiştirmeyerek, mevcut sıkı duruşun devam edeceğini açıkladı.
Kurul'un karar ve açıklamalarına göre piyasalar, Merkez Bankası’nın temkinli duruşunu “sıkı para politikası” olarak algıladı. Faizleri değiştirmeme kararıyla, Merkez’in “gerekirse faizleri artırırım” mesajı vererek, sıkı para politikası devam edecek algısı oluşturmasını, önceden bekleniyordu. Merkez Bankası, tutumunu göstermek ve olası önlemlerde tüm seçeneklerin masada olduğunu hissettirmek için bu yolu seçti.
Jeopolitik gelişmelerin enflasyon üzerindeki etkilerinin yakından izlendiği belirtilirken, merkez açıklamasında, “Kurul, enflasyon görünümünü ve beklentilerini dikkate alarak, dezenflasyon hedeflerine uygun şekilde, sıkılığı sağlayacak adımlar atacaktır” denildi.
Faiz artırmak oldukça zor görülüyor. Son gelişmelerin etkisiyle, enflasyonda ciddi ve kalıcı bir bozulma yaşanırsa, para politikası duruşunun sıkılaştırılacağı vurgulandı. Ayrıca, likidite yönetimi araçlarının kullanılmaya devam edeceği, gelişmelerin farklı seyretmesi halinde ise makro ihtiyati önlemler alınacağı kaydedildi.
Merkez Bankası’nın rezervlerdeki erimenin büyük bölümü yabancı çıkışlarından kaynaklandığı ve toplamda 25 milyar dolara ulaştığı gözleniyor. Yabancıların dövize yönelmediği, yerli yatırımcıların ise döviz talebinin sürdüğü görülüyor. Bu nedenle, artan tüketici kredilerine ek kısıtlamalar getirilebilir. Petrol fiyatlarının yükseldiği bu ortamda, iç talebi azaltmak ve enflasyonu kontrol altına almak amaçlanıyor.
Nisan ayında faiz artırmaya gitme olasılığı düşük olarak değerlendiriliyor. Merkezi yönetim, makro ihtiyati tedbirlerle durumu idare etmeyi ve faizleri artırmaktan kaçınmayı tercih ediyor. Savaş koşulları ve enflasyonda istenen seviyeye ulaşamama nedeniyle, Nisan ayında faiz artırımı yapılma ihtimali az görünüyor.
22 Nisan’da yapılacak toplantıya kadar, yaklaşık 40 gün süre bulunuyor. Bu sürede savaşın seyri netleşirken, Merkez Bankası yönetimi zaman kazanmış olacak. Cari açık, enflasyon, sanayi üretimi düşüşü ve ihracat olumsuzluklarıyla birlikte, petrol fiyatlarındaki artış ve enflasyonist baskılar, faiz kararını etkiliyor. Ayrıca, erken seçim olasılığı ve piyasa açılması siyasi baskılarla birlikte değerlendiriliyor. Merkez Bankası’nın bu ortamda, Nisan ayı faiz toplantısı kritik bir noktada duruyor.