Milli Gençlik Vakfı'nın gençlerin ilim ve irfanını artırmak amacıyla yaptığı çalışmalar ve Süleyman Efendi'nin hayatı ile çalışmaları detaylı şekilde anlatılmaktadır.

Milli Gençlik Vakfı, yoğun faaliyetlerine ek olarak üç ay arayla kamuoyuna yeni çalışmalar sunmaya başladı. Bu çalışmalar, Müminlerin kardeş olduğu temel prensibini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. "Çağımızı aydınlatanlar" adıyla yapılan bu etkinliklerde gençlerin ilim, irfan ve feyz aldığı alimlerin hayatları ve kariyerleri tanıtıldı.
İlk çalışma, 1997 Şubat ayında İstanbul Taksim'deki Muammer Karaca Tiyatrosu'nda Bediüzzaman Said Nursi'yi, Mayıs ayında Antalya'da bir özel salonda Süleyman Hilmi Tunahan'ı, Ağustos ayında ise İstanbul'daki Edirnekapı'daki sinemada Mehmet Zahit Kotku'yu bizzat talebelerinden dinleyerek gerçekleştirildi. Bu panellerde yapılan konuşmalar, vakıf tarafından kitapçıklar halinde bastırıldı ve dağıtıldı.
Bu program, Sami Efendi Hz., Ali Haydar Efendi, Mehmet Raşit Erol Hz., Hacı İhsan Efendi, Ahmet Yaşar Göçer Ef. ve İskilipli Atıf Efendi gibi şahsiyetlerin tanıtılmasıyla devam edecekti. Ancak, Vakfın genel başkanlığından ayrılmasıyla çalışmalar sona erdi.
Süleyman Efendi, 1888 yılında Bulgaristan'ın Razgrad (Hazergrad) şehri, Kemaller ilçesine bağlı Ferhatlar köyünde doğdu. İlköğrenimini bölgedeki alimlerden aldı. 1916'da Sahn-ı Seman ve Süleymaniye Medreselerinde öğrenimini tamamladı; 1919'da ise devrin önemli alimlerinden fıkıh, usulü fıkıh, tefsir, hadis, ilmi kelam ve diğer ilimleri birincilikle bitirdi. Ayrıca kadılık medresesine girip 100 üzerinden 99 puan alarak başarıyla tamamladı.
Genç yaşına rağmen 1918 yılında müderrislik yapmaya başladı. 1936'da hocası tarafından Nakşibendî tarikatında mürşid-i kâmil olarak irşat görevi verildi. Hem zahiri hem de batini ilimlerde mürşitlik yaptı. Tevazu ile hareket eden Süleyman Efendi, kendisini Şah-ı Nakşibendî, İmam-ı Rabbani ve Abdülkadir Geylani hazretleri tarafından gelen geleneksel alimler olarak tanıttı. Gençlik döneminde İslami ilimlerle donanmak için Toros dağlarında gizli eğitimler verdi ve 1939'da Kur'an öğretimi çalışmalarından dolayı tutuklandı. 1944'te ikinci kez tutuklandı ve 8 yıl hapis cezası aldı.
1956 yılında Cezayirli Müslümanların Fransız sömürgecilerine karşı yaptığı mücadeleye destek verdi. Bu desteğini camilerde vaazlar yoluyla dile getirdi ve halkı bilinçlendirmeye çalıştı. Hükümetin Fransa'ya karşı politikası nedeniyle sıkça sorgulandı ve vaizlik belgesi alındı. Buna rağmen çalışmalarını sürdürdü, sahralarda, çiftliklerde ve trenlerde Müslümanlara dini öğretti.
Medyanın halk üzerindeki etkisini bilen Süleyman Efendi, gazetelerin önemini vurguladı. Necip Fazıl Kısakürek’in 1940'ta çıkarmaya başladığı Büyük Doğu gazetesi için maaşını katkı sağlayarak derginin devamını sağladı. 1951’de İstanbul Çamlıca’da ilk Kur'an kursunu açtı ve burada gençlere pratik Kur'an öğrenme yöntemleri sundu.
Yüzlerce müftü, vaiz, imam ve talebeyi yetiştiren Süleyman Efendi, 1959 yılında vefat etti. Hayatı boyunca gençlerin yetişmesine büyük önem verdi ve onları toplumla iç içe olmaları için teşvik etti. En büyük örneği, İstanbul’un fethini gerçekleştirmiş ve hadis-i şerifte övülen Sultan Fatih Hazretleri olmuştur.