Nurten Selma Çevikoğlu'nun yazısı, Allah’a hayranlık ve hayret duygusunu artıran konuları ele alıyor. Mevlânâ ve Hz. Rasûlün hayranlık örnekleriyle içeriği detaylıdır.

Bugünkü yazımız yine; ‘Selam duâsı’yla olacak efendim:
‘Aşk olsun. Aşkınız cemâl olsun. Cemâliniz nûr olsun. Nûrunuz ayn olsun.’
Hz. Mevlânâ, geçen hafta işlediğimiz beyitlerde çeşitli sebeplere dayanarak binâları, kaleleri yıkıp daha iyisini yapmak ile ilgiliydi ve buradaki hikmetler arandı. Bu hafta da kaldığımız beyitlerden devam edelim, bakalım bugüne hangi hisseler düşecek bizlere;
“Ama öyle hayran olunmalı ki, hiçbir şey düşünmeden Rabbânî emirlere, Mevlâ’nın sevgisine arkasını çeviren bir hayranlık, şaşkınlık değil. Yüzünü şeytanın vesveselerine döndürerek hayran olmamalı. Dost olan Cenâbı Hakk’ın muhabbetine dalmış, o muhabbetin sarhoşluğuna hayran olmalı.”
‘Hayran olmak bir mânâda, gördüğü şeye akıl erdirememekten yâhut gördüğü şeyi şüphe kalamayacak şekilde yakînen bilmekten doğan hayret ve şaşkınlıktır. Gördüğü şeyin ihtişamından gözü kamaşan kimsenin şaşkınlığı; gördüğü şeyin azameti karşısında dehşete düşen, ne yapacağını, ne diyeceğini bilemeyen kişinin şaşkınlığıdır.
Allah Rasûlü aleyhisselam, Allah Teâlâ katına yüceldikçe, ilâhî sırlara muttali oldukça hayranlıktan hayranlığa düşerdi. O; sırların cezbesine gaşyolurken; ‘İlâhî benim hayretimi artır’ diyerek ilâhî tecellilerin doyumsuz zevkini dile getirirdi. Böyle tecelli sarhoşu olanlar Ashâb-ı Yemîn’in güzideleridir. Bir de yeryüzünü nefsine çevirmek suretiyle, arkasını Hakk ve hakikate dönen, nefsinin arzularında müstağrak olmuş Ashâb-ı Şimal vardır ki, onlar da dost bildikleri nefis şeytanına yularını teslim etmiş olan dalâlet yolunun yolcularıdır.
Yüce dînimizin mükemmel hükümlerinin yararlarını öğrenen kimsenin yakînî artarak, hakkal yakîn derecesine varınca, Cenâbı Hakk’a olan hayreti artar. Yoksa basit bir meselede hikmeti idrak edemeyip hayrete düşmek değildir burada bahsedilen.
“Gerek Rabbânî aşkı mest olan insanı kâmil’in ve kendine tapınan, bencil, gâfilin yüzüne dikkatle bak. Belki güzel hizmetinden dolayı sen de yüz tanıyıcı olursun.”
İnsanların çeşitli halleri vardır. Onlara hatta yüzlerine bak ve ibret al. Devamlı Cenâbı Hakk’ın emirlerini yerine getirmek için içtenlikle gayret göster. Belki bu samimiyet sebebiyle, bazı güzelliklere sâhip olursun. İnsanlara bakınca onların nasıl biri olduğunu anlamak yeteneği kazanılır. İnsanların ahlâkî ve mânevî durumlarını anlamak ayrı bir hünerdir. Ancak iyilerden tavsiye alınır, yardım görür. Böylece negatif durumdaki şerleri fark edip korunursun.
“Çünkü insan yüzlü şeytan çoktur. O halde el ele vermek uygun değildir.”
İnsanları kandıran, şeytana benzeyen kişiler, gizli desiseleri ve sapkın fikirleriyle insanları bozgunculuğa sevk eder ve daha ileri sapkınlıklara, inkâra götürür. Bu sebeple, kişiyi gerçekten Hakk’a götürücü kâmil mürşidlere bağlanmak önemlidir. Dış görünüşlerine aldanmamalı, sahtekarlara karşı dikkatli olunmalıdır.
“Zira avcı ıslık çalar, kuş sesini taklit eder; o kuş tutan (avcı) kuşları aldatıp tutmak ister.”
Bazı avcılar kuş seslerini taklit eder ve onları tuzağa düşürür. Bu misâlde, sureti Hakk’tan görünerek insanları aldatan sahtekarlar ve sahte şeyh bozuntuları, hakiki mürşidlerin hikmetli sözlerini taklit ederek kandırırlar. Bu kişiler, gönlü saf olan insanları tuzağa düşürmeye çalışır.
“Kuş kendi cinsinin sesini işitir, aşağıya gelir, tuzak, iğne, zehir bulur.”
Kuşlar, avcıların kurduğu tuzaklara düşer. Aynı şekilde, sahtekarlar hakikî mürşidlerin söz ve davranışlarını taklit eder ve dini araçlarla insanları kendi niyetlerine alet ederler.
“O alçak kişi, dervişlerin kelâmını çalar; bir safdile o efsunu okuyup aldatmak ister.”
Sahtekar kişiler, hakiki şeyhlerin sözlerini çalarak kendi adına kullanır ve saf gönüllü insanları kandırırlar. Gerçek şeyhlerin sözleri ise aynen saf altın gibidir ve insanı kendine çeker. Bu kişiler, gözü saf insanlar üzerinde manipüle ederek kendilerini keramet sahibi gibi gösterirler.
Efendim, bu haftalık bu kadar. Hepinize güzel bir Cumâ diliyorum, mübarek olsun.