Bu yazıda peygamberler ve Hz. Musa ile Hz. İsa dönemlerine ilişkin anlatımlar yer almaktadır. Hak yolunun birlikteliği ve yanlış yorumlar ele alınmaktadır.

Bu yazıya, selam ve duâ ile başlanmaktadır. Girişte, aşk ve nur duası ile başlayan duygular yer almaktadır. Yazıya, yeni bir hikâye ile başlanmış ve bu hikâyede bazı önemli itikâdî konulara değinilmiştir. Hikâyede, Hazreti İsâ’nın devrinde, devrin zorbalığını yapan Yahudi şâhından bahsedilmektedir. Bu zâlim şahın, Hz. Musa’ya ve Hz. İsâ’ya olan düşmanlığı anlatılmaktadır.
Bütün peygamberler, insanlara tevhid dinini tebliğ ederek dünyaya gönderilmiş ve en kâmil şahsiyetler kabul edilmiştir. Bazı peygamberlere Allah tarafından hem kitap hem de yeni şeriat verilmiş olup, bunlara ‘Rasul’ denir. Kitapsız peygamberler ise, sadece vahiyle insanlara seslenir. Muhammed aleyhisselâm hem Rasul hem Nebî’dir. Peygamberler, Allah’ın Hak dinini tebliğ için gönderilmiş olup, aralarında farklar bulunmakla birlikte, hepsi de Allah’ın peygamberleri arasında ayrım yapılmayacak şekilde kabul edilmiştir. Kur’ân’da, peygamberler arasında farklar olabileceği ve bazılarının diğerlerinden üstün kılındığı belirtilmektedir. Ululazm peygamberler olarak Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed sayılmaktadır.
Hikâyedeki zâlim Yahudi şâhının yaşadığı devir, Hz. Musa’dan sonra gelen, Hz. İsa’nın yaşadığı dönemdir. Bu iki peygamber, Allah tarafından kutsal kaynaklardan beslenen ve Hak yolunda çalışan peygamberlerdir. Bir zamanlar Hz. Musa ve Hz. İsa bu kaynaklardan beslenmiş, aynı Hak yolunun temsilcileridir. Ancak, kendi inat ve taassuplarından dolayı, bazı kişiler kendi düşünceleriyle peygamberlerin yorumu ve yolunu ayırmaya çalışmıştır. Bahsedilen Yahudi şâhı, kendi Musa sevgisinden kaynaklanan taassup ve zanla Hristiyanlara zulmetmekte, onları öldürüp yurtlarını yakıp yıkıyordu. Bu davranışın, tarih boyunca devam ettiği ve bazı zorba güçlerin benzer uygulamalara devam ettiği eş zamanlıdır.
Şaşı olan Yahudi şâhı, Hazreti Musa ve Hazreti İsa’nın yollarını ayırmak istedi. Fakat, her iki peygamberin yolu aynıdır. Kendi şaşı gözüyle olaylara bakanlar, yanlış ve câhilce yorumlar yapmaktadır. Bu durumun örneği, usta ve çırağın hikâyesidir. Usta, şaşı olan çırağına iki şişe olduğunu söyler ve hangisini getir desin. Çırağın şaşılığı nedeniyle iki şişe görür, hangisini getireceğini sorar. Usta ise, iki şişe olmadığını, tek olduğunu ve şaşılığı bir bırakmasını söyleyerek doğruyu anlatır. Bu hikâyede, kendini akıllı sananların basit şeylerde yanılabileceği ve hakikatleri gözden kaçırdığı vurgulanmaktadır. Sonuçta, şaşılık veya kıt akıllılık, Hak’ka kullukta engel olmamalıdır. Bu nedenle, içtiğimiz ve düşüncelerimizdeki hataları fark edip, doğru yolu tercih etmeliyiz.
Sevgili okurlar, bu haftalık burada sona eriyor. Hayırla kalın, ve Cumanız mübarek olsun.