Samsun Emek ve Demokrasi Güçleri, 2026 bütçesi ve asgari ücretle ilgili yaptığı açıklamada, bu ücretin işçiler için temel koruma olmaktan çıktığını ve politikaların emekçileri olumsuz etkilediğine vurgu yaptı.

Samsun Emek ve Demokrasi Güçleri (EDG), 2026 bütçesi ve asgari ücret belirleme süreciyle ilgili olarak İlkadım ilçesi Süleymaniye Geçidi’nde bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı EDG adına Yürütme Üyesi Ayten Kutlu okudu. Açıklamada, asgari ücret politikaları, bütçe tercihleri ve emekçilerin içine sürüklendiği yoksulluk tablosu eleştirildi.
Açıklamada, 2026 yılında uygulanacak asgari ücretin belirlenme günlerini yaşadığımız, yeni ücretin ay sonunda açıklanacağı belirtildi. İş Kanunu’nun 39. maddesine göre asgari ücretin amacının, işçilerin ekonomik ve sosyal koşullarını düzenlemek ve düşük ücretlerde çalıştırılmayı önlemek olduğu vurgulandı. Ancak, günümüzde asgari ücretin işçiyi koruyan bir taban olmaktan çıktığı ve yüksek ücretlerin önüne engel haline getirildiği ifade edildi. Bir zamanlar yalnızca işe yeni başlayan işçilere ödenen geçici ücret olan asgari ücretin, AKP iktidarının politikalarıyla milyonlarca çalışanın kalıcı ücreti haline geldiği belirtildi. Ayrıca, kamuda dahi ihalelerin asgari ücret üzerinden hesaplandığı kaydedildi.
Asgari ücretin belirlenme sürecinde kadın emeğinin sistematik biçimde yok sayıldığı ve üretimdeki yerinin, ev içi emek ve bakım sorumluluklarının dikkate alınmadığı dile getirildi. Kadın emeği için pozitif ayrımcılık tanınmadığı ifade edildi. Ayrıca, ücret artışlarının TÜİK’in gerçeği yansıtmayan enflasyon oranlarına göre belirlendiği, rakamlar kâğıt üzerinde artsa da alım gücünün sürekli düştüğü ve emekçilerin yoksulluk ve sefalet içinde kaldığı belirtildi. TÜİK’in gerçekleri yansıtan veriler üretmediği, iktidarın hedeflerine uygun veri sunduğu kaydedildi.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun işveren ve iktidar tarafından ağırlıklı yapısına dikkat çekilerek, işçiyi rahatlatacak kararlar alınması için komisyonun yapısının işçiden yana çoğunluk esasına göre yeniden düzenlenmesi istendi. Çalışanların, asgari ücretin baskısından kurtulabilmesi için sendikalar üzerindeki devlet ve işveren baskısının kaldırılması, gerçekçi ve güvenceli toplu sözleşme sisteminin hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı. Enflasyon koşullarında, asgari ücretin yılda bir değil, en az üç ayda bir güncellenmesi ve hesaplamanın sadece işçiye değil, dört kişilik bir ailenin insanca yaşam giderleri dikkate alınarak yapılması önerildi.
Uygulanan politikaların temel amacının, tek adam rejimi altında halkın geniş kesimlerini yoksullaştırmak ve kaynakları azınlık ile yandaş sermayeye aktarmak olduğu belirtildi. Hayat pahalılığı, zamlar, düşük ücretler ve baskının bu rejimin ömrünü uzattığı ifade edildi. Muhalefet üzerinde baskı kurma ve muhaliflerin gözaltına alınması politikaları da bu düzenin devamı için yapıldığı söylendi.
Muhalif belediyelere karşı sürdürülen baskıların kamu hizmetlerine müdahale olduğu vurgulandı. Bu nedenle belediyelerin hizmet üretmekte zorlandığı ve çalışanların ücretlerini zamanında ödeyemediği bildirildi. Atakum ve Tekkeköy belediyelerinin örnek gösterildiği açıklamada, belediyelerin kamu kuruluşu olduğu ve çalışanlarının maaşlarının zamanında ödenmesi gerektiği söylendi. Yeni asgari ücretin insanca yaşam seviyesine çıkarılması ve enflasyon oranına göre yükseltilmesi gerektiği belirtildi. Ayrıca, toplumsal refah, barış ve insanca yaşam koşullarının sağlanması için mücadele devam edecektir.