İstanbul’da düzenlenen panelde, Şavşat ve Artvin bölgesinde yapılan madencilik faaliyetlerinin doğa ve yaşam alanları üzerindeki etkileri görüşüldü. Maden ruhsatları ve çevresel riskler ele alındı.

İstanbul’da Şavşat Dernekleri Federasyonu tarafından organize edilen panelde, Şavşat ve Artvin bölgesinde gerçekleştirilen madencilik faaliyetlerinin doğa ve yaşam alanları üzerindeki olumsuz etkileri tartışıldı. Panelde konuşan Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, bölgedeki maden ruhsatlarının doğaya ciddi anlamda tehdit oluşturduğunu belirtti ve madencilik anlayışını "sömürge madenciliği" olarak nitelendirdi. Kurdoğlu, çıkarılan madenlerin ham madde olarak yurt dışına gönderildiğini ve geriye kirlenmiş bir doğa kaldığını vurguladı.
Şavşat Dernekleri Federasyonu’nun çağrısıyla Sefaköy Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele, İstanbul’da yaşayan birçok Şavşatlı katıldı. Toplantıda, bölgedeki planlanan maden ve enerji projelerine karşı durulmayacağı ve doğanın korunması gerektiği ifade edildi.
Panelin açılışında konuşan Şavşat Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Ertan Karagöz, "Şavşat’ı savunmak, yaşamı savunmaktır. Şavşat’ı savunmak, geleceğimizi savunmaktır" dedi. Ayrıca, panel sırasında Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, bölgedeki maden ruhsatlarının yaygınlığına dikkat çekti. Kurdoğlu, toplam ruhsat alanının 525 olduğunu ve bunların %54’ünün meralara, yarısının tarım alanlarına, yarısından fazlasının korunan alanlara ve ormanlara ait olduğunu belirtti. Ruhsat süreçlerinin yeni yasalarla daha da kolaylaştırıldığını ve ÇED süreçlerine ilişkin uygulamaların doğa açısından risk oluşturduğunu vurguladı.
Kurdoğlu, bu alanların korunması gereken özel coğrafyalar olduğunu dile getirerek, madenciliğin bölgedeki tahribata yol açtığını belirtti. Madenciliğin milli gelir içindeki payının düşük olduğunu ve çıkarılan madenlerin çoğunun ham madde olarak yurt dışına ihraç edildiğini açıkladı. Ayrıca, devletin madencilik faaliyetlerinden aldığı payın düşük seviyede olduğunu ve ham madde ihracatının yaklaşık 6,1 milyar dolar olduğunu söyledi. Kurdoğlu, Türkiye’nin maden çeşitliliği bakımından zengin olmasına rağmen, teknolojik yetersizlikler nedeniyle dünya pazarında düşük sıralamada olduğunu ve teşviklerin büyük bölümünün devlet kaynaklarıyla sağlandığını kaydetti. Bunu, kaynakların başka ülkelerin kontrolünde olduğunu ve bu durumun ülkenin kalkınmasına olumsuz katkıda bulunduğunu belirtti.