Yüksek petrol fiyatları ve savaşın etkisiyle global ve Türkiye ekonomisinde enflasyon ve büyüme beklentileri bozulmaya başladı. Merkez Bankaları faiz politikalarını yeniden gözden geçiriyor.

Yüksek seyreden petrol fiyatlarının global etkisi, enflasyon ve büyüme tahminlerini bozuyor. Merkez Bankaları’nın faiz indirimleri planlarını uygulayamayacağı ya da faiz artırımı yapması gerektiği konuşuluyor. Türkiye’ye ilişkin 2026 yılı enflasyon, faiz, cari açık ve büyüme tahminleri de hızla değişiyor.
Türkiye’nin İran savaşına ekonomik açıdan hazırlıksız yakalandığı, kırılganlığı nedeniyle uğrayacağı zararın gelişmiş ülkelerden daha büyük olacağı tahmin ediliyordu. Geçen haftaki faiz kararı sonrası, savaşın hemen sona ermeyeceği beklentisiyle, rakamlar yeniden gözden geçirilmeye başlandı.
Türkiye ekonomisi yeni yıla, enflasyonda başarı sağlayamadan ve üretimde düşüşle başladı. Petrol fiyatlarının etkisini azaltmak amacıyla uygulanan akaryakıt destek sistemi, iki haftalık uygulamadan sonra, artık işlevini yitirmeye yakın. Motorin fiyatlarında vergiden karşılanacak imkan kalmadı, benzinde ise büyük zam sonrası destek verilmeyecek. Bayrama kadar daha yüksek akaryakıt zamları gündeme gelebilir.
Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan sorulduğunda; eşel-mobildeki vergiden ödenen yüzde 75’lik oranın yüzde 100’e çıkarılıp çıkarılmayacağı, ve olası vergi kaybı etkileri hakkında, “şimdilik yanıt verilemeyeceği” belirtildi. Artan savaş ve petrol fiyatlarındaki artışın devam etmesi, ülke ekonomilerini olumsuz etkileyebilir.
Yüksek petrol fiyatlarının Türkiye’deki etkileri iki başlıkta toplanıyor: fiyatlara doğrudan ve dolaylı etkiler. Artan fiyatlar iç talebi frenlerken, gıda fiyatları dahil dolaylı etkiler de büyüyor. Bu durum, sanayide kapasite kullanım oranlarının daha da düşmesine yol açabilir. Türkiye’nin ithalatının yüzde 14’ünü Körfez ülkelerinden yapması ve ihracatının buna bağlı olarak artması, petrol fiyatlarındaki yükselişten olumsuz etkileniyor. Ayrıca, en büyük pazar olan Avrupa’daki petrol fiyatları da ihracatı azaltıyor.
Zaten yeni yıla, ihracatta düşüş ve cari açıkta artış ile girildi. Bu gelişmeler, sanayi üretimi ve büyümede yavaşlama riski taşıyor. Bu nedenle, yüzde 3.8-4 civarındaki büyüme beklentileri geri çekildi. Yabancı bankalar ise, geçen hafta tahminlerini yüzde 4’ün altına çekti.
Özellikle küçük ve orta ölçekli şirketlerin finansman sıkıntıları artarken, iç ve dış talep daralması devam ediyor. Politika faizini değiştirmeden, fiili faiz oranlarını 3 puan artıran Merkez Bankası’nın adımıyla, ticari kredi faizleri yaklaşık 2.5 puan artarak yüzde 59’a yükseldi. Bu durum, KOBİ’lerin finansman imkanlarını zorluyor.
Geçen haftaki faiz kararı sonrası, piyasa anketleri itibarıyla yılsonu enflasyon tahminleri 1 puan artarak yüzde 25’in üzerine çıktı. Merkez Bankası’nın enflasyon tahmininde üst sınır olan yüzde 21’i dört puan aşmış durumda. Enflasyon ve faiz beklentileri hızla bozulurken, “Mart’tan sonra Nisan’daki toplantıda da faiz indirim edilmeyebilir” öngörüleri güçleniyor. Yurtdışı büyük bankalar da Nisan’da Merkez’in 3 puanlık faiz artışı yapacağını öngörüyorlar. Savaşın mart sonunda sona ermesi halinde bile, faiz indirimine en erken Haziran’da başlanabileceği belirtiliyor.
Olası seçim öncesi dönemde, siyasi iradenin piyasaları rahatlatacağı bekleniyordu, ancak petrol fiyatlarından kaynaklanan yüksek cari açık ve rezerv kaybı, yeni faiz artırımlarını zorunlu hale getirebilir. Bu gelişmeler, emekli, asgari ücretliler ve şirketler için zorlu bir ekonomik sürecin habercisi oluyor.
Savaşın devam etmesi halinde, ekonomik koşulların seçim zamanlamasını bile etkileyebileceği öngörülüyor. Özellikle İran’ın tutumu nedeniyle, savaşın uzun sürme riski giderek artıyor. Türkiye ekonomisi, tüm dünya için zorluklar taşıyan bir süreçte daha da zorlanabilir.