Türkiye’de gübre ve besin elementlerinin büyük bölümü dış kaynağa bağlıdır ve küresel gelişmeler, üretimi olumsuz etkilemektedir. Gübre sektöründe bağımlılık sorunu öne çıkmaktadır.

Türkiye’de toprağın yapısal sorunu organik madde eksikliği değil, toprağın adeta aç bırakılması ve bitkisel üretimde ihtiyaç duyulan besin elementlerinin dışarıdan takviye edilmesinin kaçınılmaz hale gelmesi olarak vurgulandı. Ziraat Yüksek Mühendisi Celil Çalış, bitkileri iyi besleyen ülkelerin hayvan ve insanlarını da iyi beslediğini ifade ederek, gıda güvenliğinin temelinde bu ilkenin yattığını belirtti. Ancak, bu hayati girdinin temininde yaşanan iç ve dış risklerin sürdürülebilir üretimi tehdit ettiğine dikkat çekti.
Çalış, “Bu risklerin analiz edilmesi, 2026 öngörüsünde erken uyarı niteliği taşımaktadır. Küresel lojistik hatlarındaki istikrarsızlıklar, gübre arz güvenliğini tehdit eden önemli bir risk oluşturmaktadır. Özellikle Hürmüz Boğazı krizi ve İran ile ABD-İsrail çatışması lojistik maliyetlerini artırırken, tedarik şokları da yaratmaktadır. Stratejik risk analizine göre, piyasada önemli bir anomali gözlemlenmektedir: Döviz kurlarında stabil dönemlerde dahi gübre fiyatlarındaki yüzde 30 artış ile savaş etkisiyle yüzde 70-90 oranındaki fiyat artışları, maliyet artışlarıyla açıklanamaz. Bu durum, küresel krizlerin yerel piyasalarda spekülasyon olarak kullanıldığını ve piyasa dinamiğinin rasyonellikten uzaklaştığını göstermektedir. Ayrıca, bu fiyat baskısı Türkiye’nin hammadde bağımlılığı ile birleşerek üretimde çıkmaza neden olmaktadır.” dedi.
Türkiye’nin gübre sektöründeki en büyük yapısal riskinin, temel hammaddelerdeki aşırı dışa bağımlılık olduğu vurgulandı. Celil Çalış, “Mevcut verilere göre, tüketilen gübrelerin yaklaşık üçte biri ithal edilirken, yerli üretim için kullanılan hammaddelerin yüzde 95’i dış kaynaklara bağlıdır. Azotlu gübrelerin ana girdisi doğalgazdır ve Türkiye’nin yerli doğalgaz üretimi toplam tüketimin yalnızca yüzde 1’dir. Bu durum, azotlu gübreyi küresel enerji krizlerine açık hale getirir. Gübre tüketim projeksiyonları alarm vericidir: 2024 yılında 7 milyon ton olan gübre kullanımı, 2025’te 6,5 milyon tona gerilemiş ve 2026 için fiyat artışları ve temin sorunları nedeniyle daha da düşüş beklenmektedir. KDV’nin sıfırlanması gibi finansal destekler, hammadde maliyetlerindeki büyük artış karşısında etki yapmamaktadır. Üreticiye çağrımız ise, “Ceketini sat, TARSİM sigortanı yap”dır, bu sistem destekleme kesintileriyle zorunlu hale getirilmelidir.” şeklinde konuştu.